29 Mayıs 2013 Çarşamba

Jane Austen ~ Emma

     Bu sene Jane Austen'ın kitaplarını bitirmeyi planladığımdan daha önce bahsetmiştim. Jane Austen'dan okuduğum 3. kitap da Emma. Yazarın "en sevdiğim kitabım" dediği Emma, benim için de en güzel kitabı oldu. Tasvirleri, esprili dili, son dakikaya kadar bilinmezliğini koruyan (tahmin edilebiliyor gerçi) kurgusu ve karakterlerinin sağlamlığıyla büyüledi beni Emma. Elimden bırakamadım bir türlü. 

     Jane Austen okuyanlar iyi bilir, Jane Austen'ın dili esprili ve biraz da nüktecidir. Bu kitabında da bu özelliğini çok iyi kullanmış. Yarattığı karakterlerle de diğer kitaplarındakilere benzer ama daha güçlü karakterler oluşturmuş. Okuduğum diğer iki kitabıyla kıyaslarsam bu kitapta zengin erkek, fakir kız yok. Zengin, etrafını ve evini idare etmeyi bilen, oldukça zeki ve zekasından gelme küstahlığı olan

28 Mayıs 2013 Salı

O Şimdi Mezun

 
   Cumartesi günü itibariyle mezuniyetimi kutladım. Cübbemi giydim, meslek yeminimi ettim ve kepimi attım. Hayatımda yeni bir başlangıç yaptığımı ilan etmiş oldum böylece.

      Arkadaşlarımla her ne kadar kopmayacak olsam da, okuldan ayrılmak çok duygulandırdı beni. Öyle ki gün boyu arkadaşlarımın ailelerini kutlayıp durdum, kutlama kabul edeceğime :) 

      Mezuniyetin ürkütücü olacağını düşünmüştüm, "sudan çıkmış balık" olurum diye hayal ettiğim için. Tam tersine attığım keple beraber bir güven, irade elde ettim. Atılan keple birlikle akademik kariyer için bir adım da atmış oldum. Hayatın ne getireceğini beklemeden önce 2 haftalık tatille ödüllendireceğim kendimi. Sonra da başlasın hayatın gerçekleri..

24 Mayıs 2013 Cuma

Jose Mauro De Vasconcelos ~ Delifişek

     Zeze'nin maceralarının anlatıldığı son kitap Delifişek'i bitirdim ama pek de tatmin olamadım ne yazık ki. Şeker Portakalı ve Güneşi Uyandıralım' daki şiirsellikten eser yoktu bu kitapta. Kıyaslama yapamadan edemedim ne yazık ki. Sadece dilinde değil, içeriğinde de eksik şeyler vardı. Daha spesifik bir dönemi anlatılmış Zeze'nin. 20'li yaşlarının başları anlatılmış ve diğer kitaplarına kıyasla tek bir konu üzerinde yoğunlaşmış Vasconcelos. 

      Zeze'nin geleceğinin okurun hayal gücüne bırakılmasını istemezdim. Bu yüzden de tatmin olamadım sanırım. 

     Kısaca kitabın konusuna gelirsek; Zeze büyüyüp, aşık olur, babasıyla arasını düzeltmeye başlar, bir de aşk acısı çeker. " Coğrafya serserilere özgü bir derstir" ve Zeze gittikçe coğrafyayı sevmektedir..

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Jose Mauro De Vasconcelos ~ Güneşi Uyandıralım

     Yazar Ayları Etkinliği'nden bahsediyorum sık sık. Sevgili Pinuccia' nın ev sahipliğini yaptığı bu etkinlikte bu ay Vasconcelos yer alıyor ve onun birbirinden güzel kitapları. Ben Şeker Portakalı ile tanışmıştım yazarla ve etkinlik kapsamında tekrar okuma fırsatı da buldum. Şeker Portakalı' ndan sonra Zeze' nin maceralarına Güneşi Uyandıralım ile devam ettim. Kitabı bitirince taze taze yorumlayayım istedim. 

     Zeze büyümüş,11 yaşına gelmiştir. Şeker portakalı fidanını ve Portuga'sını kaybetmiştir. Ailesinin yoksulluğu sebebiyle okutulmak için zengin bir aile tarafından evlat edinilmiştir. Sevginin ve şefkatin özlemini çeken Zeze, yüreğine yerleştirdiği, hep onun yanında olan bir kurbağayı ve ünlü Fransız aktör Maurice'i hayallerinde yaratarak bu özlemi gidermektedir. Yaramazlıklarına tam gaz devam eden, dünyayı ve kendini keşfeden Zeze

19 Mayıs 2013 Pazar

Cumartesi İlk 10: Yazın Okumayı Planladığın Kitaplar

     Sihirli Kitap' ın ev sahipliğini yaptığı güzel bir etkinlik Cumartesi ilk 10. Ben daha önce katılamamıştım ama bloggerlardan keyifle takip ediyorum. Bu haftanın etkinliği de ayrı güzel. Yazın öncelikle deniz, güneş, kumsal üçlüme eşlik edecek, sonra da iş hayatında kafamı dağıtacak kitaplardan güzel bir liste hazırlamıştım kendime.  İşte benim listem:




  1. Umberto Eco ~ Prag Mezarlığı
  2. Cecilia Ahern ~ Ps: I love You
  3. Ahmet Ümit ~ Sis ve Gece
  4. Ahmet Ümit ~ Kar Kokusu
  5. Kürşat Başar ~ Başucumda Müzik
  6. Onur Caymaz ~ Gökyüzü Sineması
  7. Halide Edip Adıvar ~ Vurun Kahpeye
  8. Kafka ~ Şato
  9. Kafka ~ Amerika
  10. Oscar Wilde ~ Dorian Gray' in Portresi
      Ve Yazar Ayları etkinliği boyunca okuyacağım bir çok güzel kitap.. Siz de bu etkinliğe katılmak isterseniz buraya tıklamanız yeterli.

17 Mayıs 2013 Cuma

Goethe ~ Genç Werther'in Acıları

     Mektup- roman şeklinde yazılmış, gerçek bir olay gibi anlatılmış, Goethe'nin gençlik aşkından esinlenerek anlattığı muhteşem bir roman Genç Werther'in Acıları. Bu kitabı nasıl anlatacağımı bilemedim. Okurken edebiyata doydum desem yeri sanırım. Özellikle betimlemeleri o kadar tatmin ediciydi ki.. Hikayesindeki hüznü her satırında yaşattı bana. Bolca düşündürdü, bolca üzdü anlayacağınız. Werther'in hayali arkadaşı Willhem'a yazdığı mektuplarında, kalbinde Tanrısallaştırdığı aşkın bir kanser gibi Werther'i yiyip bitirişini okuyoruz kitapta.

     Kitabın kısaca konusuna gelirsek; Werther doğadan ilham alan, doğaya tam anlamıyla aşık bir ressamdır. Tanıştığı Charlotte adlı genç kıza duyduğu masumane sevgisine karşılık görememektedir. Çünkü Charlotte yıllardır gönül bağı olan Albert' la nişanlıdır. Çiftin evlenmesiyle birlikte

9 Mayıs 2013 Perşembe

Project Pan Kitaplar 2

İlk Project Pan'ımı tamamladım. Şuradan önceki listeme bakabilirsiniz. Bu seferki Project Pan'ımda da 10 kitabı bitirmeden alışveriş yapmamak var. Hem kendimi hedef belirleyip, biraz durdurmuş oluyorum; hem de en çok okumayı istediğim kitapları listeleyip, sıradaki kitabımı seçmekte zorlanmıyorum. İşte listem;

Jose Mauro De Vasconcelos ~ Şeker Portakalı

      Ya çocukken onlardan biri olduğumuz ya da büyüyünce çevremizde bolca gördüğümüz " büyümüş de küçülmüş" bir karakter Zeze. 5 yaşında bir çocuktan insanlık dersi almak için okunması gereken muhteşem bir kitap kesinlikle. Çocukluğumda okuduğum ama içindeki anlamı tabi ki kavrayamadığım bir kitaptı Şeker Portakalı. Yazar Ayları etkinliği'yle tekrar okuma fırsatı buldum. Okurken de Zeze'yi kucağıma oturtup, yanaklarını ısırmak istedim. 

     'Vaftiz babası Şeytan'ın', aklına girmesiyle bol bol afacanlık yapan ve  bu afacanlıkların da ailesinde hoş karşılanmamasıyla Zeze, sürekli ailesinden dayak yiyor. Ailesinden gördüğü şiddete bile mantıklı bir açıklama getirebilen, kötülüğün el süremeyeceği saflıkta bir hayal dünyasında yaşayan Zeze, sevgiyi Şeker Portakalı'nda ve en iyi arkadaşı Portuga'sında buluyor. 

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Takip Ettiğim Bütün Bloglar Silinmiş

      Takip listem az önce sıfırlandı. İzlediğim bütün bloglar silinmiş. Bu durum sizde de oldu mu? Sadece bana özel bir gıcıklık mı bu? Bilen birinin bilgilendirmesini acilen rica ediyorum..

Kitap Alışverişim 4

       Geçen haftayı oldukça uykusuz ve perişan bir şekilde geçirdim. Haftaya da aynı tempoyla devam edince oldukça karamsarlaşmıştım. Bu hafta da huzursuz ve mutsuz geçecek sanırım derken sabah gelen bir kargoyla gülücükler saçmaya başladım. Kitap siparişi verdiğimi unutmuşum okul ve çatalla kovalanasıca ödevleri yüzünden. İsyanıma burada son verip geçiyorum yeni kıymetlilerimi takdim etmeye..

5 Mayıs 2013 Pazar

Sabahattin Ali ~ Kuyucaklı Yusuf

     Sabahattin Ali'yle Kürk Mantolu Madonna kitabıyla tanıştım. Kitabındaki güzel dili, üslubunun kalitesi bana " Neden bu kadar geç kaldın?" dedirtti. Sene içerisinde bütün kitaplarını bitirmeyi planladığım 2 yazardan biri Sabahattin Ali ve onun güzel kaleminden okuduğum ikinci kitaptır Kuyucaklı Yusuf. 

      Kitabı bitirdiğimde içinde kaldığım boşluk hissinin bitmesini bekledim yazabilmek için. Kitapta beni etkileyenler kadar tedirgin eden şeyler de oldu ki Sabahattin Ali hakkında yaptığım araştırmadan sonra tedirginliklerimin ironik kaldığını anladım. 

      Toplumda para denen olgunun adaletin, aşkın, saygının, gururun ve de insanlığın ne kadar önüne geçebildiğini hatırlatıyor kitap.  Ve bu düzen karşısında, dünyadaki çirkinliklerden Yusuf'un saflığını koruyabilmesini konu alıyor. 

     Adı roman ama hikayelerden daha da gerçek geliyor okudukça.  Yusuf'un düşüncelerini Sabahattin Ali derine girmeden, her cümlesinde

2 Mayıs 2013 Perşembe

Mini Mini Mim'im

     Yeni bloger arkadaşımız Fatih beni mimlemiş. Öncelikle mimi için kendisine teşekkür ediyorum. Bu mimin tek bir sorusu var: o da çocukken oynadığımız oyunlar. Çok eğlenceli bir soru seçilmiş. Çocukken ben oldukça haylazdım. Annem " Düz duvara tırmanırdın." derdi ki gerçekten tırmanıyorum sanırdım :) Kızlarla oynardım yetmezdi, erkeklerin de oyunlarına katılırdım. İsimlerini tam hatırlayamadığım ama anlattığımda hepinizin hatırlayacağına emin olduğum oyunlar: 


     Çocukken apartmandan arkadaşlarımla ip atlar, sıkılınca da iple farklı oyunlar oynamaya başlardık. Şu 1'ler 2'ler diye seviye seviye ipin yükseldiği, ipe değmeden sekip durduğumuz çeşit çeşit oyunlardan. 


     Evcilik oynadığımı hatırlamıyorum ama doktorculuk oynardık eskiden.




     Bir de evde yalnızken, kullanılmayan bir ev telefonu ve klavye vardı. Onları alır, sekreterlik yapardım kendi kendime. Annemin avukat olmasının payı çok tabi ki bunda. Ofisine her gidişimde daktilo başında ya da telefonla boğuşan insanlar görürdüm. O klavyeyi yazarlık yapmak için de kullanmışlığım var. Güya ünlü bir yazar gibi hayal edip kendimi, özel bir çalışma ortamı hazırlar, A4 kağıtlara yazdığım kısa hikayelerimi klavyede, hayali ekranıma tekrar yazardım. 


     Bisikletin de yeri ayrıydı hayatımda. En çok sevdiğim şeydi bisiklete binip, tur atmak. Yarışlar yapardık aramızda. Çenemi yarmışlığım bile var yarış aşkına. 



     Pokemon dönemini tasolarla geçirip, Türkçe'ye "ütmek" fiilini kazandırırdık. Tasolar artık oynanmaktan soyulur, bembeyaz kalırlardı ama ha gayret oynardık.  O tasolar için az cips yemedim :))



     Yamakasi filminin çıkışıyla, kendimizi damdan dama vururduk. Oldukça sportif olmamı sağlamıştı. Çocukken tehlikelerin farkında olmamakla -bir nevi cahil cesaretiyle- yaptığımız ama zamanında oldukça eğlendiğim bir şeydi bu. 


     Bir de kaydırak vardı ki, illa ilginç bir şey üreteceğiz diye bir ebe seçerdik. Kalan arkadaşlar kaydırağın üstüne çıkardı. Ebe arkadaş da bizi yakalamak için uğraşırdı. Atlar, tırmanır, enerjiyi boşaltırdık. 

     Yakartop favori oyunumdu. Beden eğitimi derslerinde takımlar halinde erkekli kızlı oynardık. Hızımızı alamazsak da futbola ya da basketbola geçerdik. 

     Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Bu mimle çocukluğuma ve anılarıma dönmemi sağladığı için tekrar Fatih arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Ben de mimlemek istiyorum. 


Ve cevap vermek isteyen herkesi bekliyorum:)


Mayıs' a Girerken

      Merhabalar, güzel bir ayı daha geride bıraktık. Nisan ayı benim için mezuniyet telaşıyla, ödevlerle, sunumlarla, kısacası bol bol koşturmayla geçti. Tabi bunlar kitap okumama engel olamadılar. Nisan ayında birbirinden güzel kitaplar okudum, yeni yazarlarla tanıştım. İşte okuduğum güzelliklerim;

* John Verdon ~ Şeytanı Uyandırma

* Ali Çimen ~ Tarihi Değiştiren Liderler

* Syrie James  ~ Jane Austen'ın Kayıp Anıları

* Stefan Zweig ~ Satranç

* Oriana Fallaci ~ Doğmamış Çocuğa Mektup

* Jules Verne ~ Dünyadan Aya

* Jules Verne ~ Çin'de Bir Çinli'nin Başına Gelenler

* Aimee Carter ~ Tanrıçanın Savaşı

* Falih Rıfkı Atay ~ Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri

* Jane Austen ~ Northanger Manastırı

Peki sizler geçtiğimiz ay hangi güzelliklerle tanıştınız? 

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Ahmet Ümit ~ Patasana

      Fırtına Tanrısı Teşup'un, karısı Güneş Tanrıçası Hepat'ın ve Tanrıça Kupaba'nın yeryüzündeki temsilcisi Kral Pisiris'in Başyazmanı Patasana, " Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım." diyor ve anlatıyor hikayesini. Geç Hitit döneminde yazılmış, yazılmasının üzerinden 2700 yıl geçtikten sonra bir grup arkeolog tarafından bulunmuş 28 tablet... Ve bu tabletlerdeki büyük günahı öğrenmeye davet ediyor Ahmet Ümit okuru. 

       Yazman Patasana'nın hikayesinde ağır ağır ilerlerken, kazı başkanı Esra ve arkadaşlarının bu kazılar sırasında yaşadıklarını okuyoruz bir yandan da. Patasana' nın tabletlerindeki şiirsellikle bir yandan mest olup, bir yandan günümüz sorunlarıyla boğuşturuyor Ahmet Ümit bu kitabında. Toplumdaki