5 Mayıs 2013 Pazar

Sabahattin Ali ~ Kuyucaklı Yusuf

     Sabahattin Ali'yle Kürk Mantolu Madonna kitabıyla tanıştım. Kitabındaki güzel dili, üslubunun kalitesi bana " Neden bu kadar geç kaldın?" dedirtti. Sene içerisinde bütün kitaplarını bitirmeyi planladığım 2 yazardan biri Sabahattin Ali ve onun güzel kaleminden okuduğum ikinci kitaptır Kuyucaklı Yusuf. 

      Kitabı bitirdiğimde içinde kaldığım boşluk hissinin bitmesini bekledim yazabilmek için. Kitapta beni etkileyenler kadar tedirgin eden şeyler de oldu ki Sabahattin Ali hakkında yaptığım araştırmadan sonra tedirginliklerimin ironik kaldığını anladım. 

      Toplumda para denen olgunun adaletin, aşkın, saygının, gururun ve de insanlığın ne kadar önüne geçebildiğini hatırlatıyor kitap.  Ve bu düzen karşısında, dünyadaki çirkinliklerden Yusuf'un saflığını koruyabilmesini konu alıyor. 

     Adı roman ama hikayelerden daha da gerçek geliyor okudukça.  Yusuf'un düşüncelerini Sabahattin Ali derine girmeden, her cümlesinde düşündürerek sunuyor okuyucuya. Ve aşkın bu kadar dostlukla, kardeşlikle iç içe, bu kadar saf tanımlaması da ayrı büyülüyor okurken. Lafın özü ben bu kitabı çok beğendim ve Sabahattin Ali okumadan ölmemek gerektiği kanaatindeyim.

     Kısaca konusuna gelirsek; Eşkıyaların ailesini öldürdüğü Kuyucaklı küçük Yusuf'a kaymakam Salahattin Bey sahip çıkar. Onu kendi ailesinden bir parça olarak görür ve Yusuf bazen derinden bir yalnızlık hissetse de bu ailede yerini bulur. Salahattin Bey'in kızı Muazzez'e ağabeylik yapıp onunla büyür. Muazzez'in büyüyüp serpilmesiyle de hayatlarında geri dönülmez bir yola girerler. 

" Konuşmaya ne lüzum vardı? Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu."

"Yaptığı hareketler ona hiçbir yere bağlı olmadığının şuurunu verdi. Hatta yavaş yavaş etrafından ne kadar ayrı olduğunu, ne kadar uzak olduğunu hissetmeye başladı. Bir an içinde deminkinin tamamiyle aksi olan bir yalnızlık duygusuyla sarsıldı... İki eliyle arkasındaki ağacın kabuklarına sarıldı... Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı ve  gırtlağına kadar bir ateşin çıktığını hissetti. Aman yarabbi, ne kadar yalnızdı."

Keyifli ve Kitaplı Günler..

9 yorum:

  1. Yaklaşık aynı zamanlarda mı okuduk yada sen önce okumuştun sanırım ben kitaba bayıldım valla sende olayı içeriğini harika özetlemişsin yorumuna sağlık

    YanıtlaSil
  2. Dün gece bitirdim canım. Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  3. ben de Sabahattin Ali'yi geç fark edenlerdenim, ben de seriyi tamamlamaya çalışıyorum :) Şimdi Sırça köşkünü okuyorum..
    Güzel özetlemişsin, ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ben de İçimizdeki Şeytan'dan sonra Sırça Köşk'ü okuyacağım.

      Sil
  4. Benimde bu yil okunacaklar listemde... Sabahattin Ali nin kalemi gercekten cok farkli...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle katılıyorum size. Geç tanıştım ama bütün kitaplarını okumadan bırakmayacağım:)

      Sil
  5. Merhaba... Sebahattin ALİ ile başlayan yorumunuzu okurken, tıpkı benimde kürk mantolu madonnayla tanışmama vesile olan ve buna muteakip kuyucaklı yusuf ardından aynı duygular içinde içimizdeki şeytanda aradıklarım saklı beni bekliyormuş. evet bekliyordu çok geç kalmışım kürk mantolu madonnada, ve kürk mantolu madonnanın verdiği o garip telaşı hiç birinde yaşayamadım. iyi çalışmalar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilindeki güzelliği anlatmak mümkün değil. Apayrı bir yazar Sabahattin Ali. Ben henüz İçimizdeki Şeytan'ı okuyamadım. En kısa zamanda başlayacağım. Geç oldu ama çok güzel oldu diye düşünüyorum. Sevgiler

      Sil