23 Kasım 2014 Pazar

Paulo Coelho ~ Aldatmak

         Merhabalar, henüz yorumlamadığım bir çok kitap olsa da henüz taze bitirdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum sizlere. Enteresan bir yorum yazacağım sizlere. Zira ben bile ne demek istediğimi anlamıyorum. Neyse gelin bir de siz okuyun, bakalım siz ne anlayacaksınız...

        Paulo Coelho ile daha önce tanışanız olmuştur, özellikle Simyacı kitabı fazlasıyla övülüyor. Ben Aldatmak kitabı sayesinde tanıştım yazarla. Anladığım kadarıyla en vasat kitaplarından birini seçmişim tanışmak için. Kitap tanıtımlarında o kadar çok övgüyle, o kadar yüceltilerek anlatılıyordu ki, merak etmeden edemedim.Bir gecede okuyup bitirdiğim, bende inanılmaz ikilemler yaratan bir kitaptı Aldatmak. Sanırım ben yorumlarken siz de anlayacaksınız ikilemlerimi.

        31 yaşında, bir eş, bir anne, gelecek vaat eden bir gazetecinin dilinden anlatılıyor kitap. Bir erkeğin, bir kadının dilinden kitap yazması benim gözümde zor. Bir kadının en olgun

16 Kasım 2014 Pazar

Aldous Huxley ~ Cesur Yeni Dünya

         Merhabalar, bu aralar Totaliter düzenle ilgili, distopik kitapları okumaya sardım 1984, Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451 gibi. Diğerlerine de sıra gelecek ancak biz bugün Cesur Yeni Dünya'yı konuşalım. 

        İnanılmaz bir Dünya yaratılmış öncelikle. Gerçek olabilme ihtimali nedeniyle korkunç bir konu anlatılmış. Ford'dan sonra 632 yılında geçiyor hikaye. İnsanların kuluçka makinelerinde üretildiği, olgunluğa erişinceye kadar sistemin istediği şekilde koşullandırıldıkları, bireysel bir gelişimin olmadığı, herkesin mutlu, tüketimle huzurlu, sorgulama ve günümüzde var olan toplumsal ahlaktan tamamen habersiz yaşadığı bir düzeni anlatıyor Cesur Yeni Dünya.

       Ford dedim ama onu da açmak lazım sanırım. Ford, bildiğimiz araba markası olan Ford. Kitabın yazıldığı dönemde ekonominin süper güçlerinden olan Ford'u Tanrı olarak metafor haline getirmiş Huxley. 

       Kitap yaratılan dünya itibariyle distopik olduğu kadar,

8 Kasım 2014 Cumartesi

Yalçın Tosun~ Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler

       Yalçın Tosun'un ilk kitabı Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler, bloglarda sıkça gördüğüm ve isminden etkilendiğim, yavaş yavaş meraktan içimi kemirten bir kitaptı.

       Şu sıralar okuduklarım ve aldıklarım genel anlamda öykü kitapları oluyor. 20 dakikalık metro maceralarımda öykü kitapları inanılmaz keyif veriyor bana. Gün boyu "iş bitsin de, kaldığım yerden devam edeyim" diye kitabı düşünüp durmuyorum öykü kitaplarını okurken. Yavaş yavaş, sindire sindire okunabilmeleri; kısacık bir hikayede çok şey anlatabilmesiyle öyküleri ayrı seviyorum. 

        Yalçın Tosun'un bu ilk kitabını da okurken çok beğendim, beğenmekten fazlası takdir ettim. Büyük bir cesaret örneği aslında yaptığı. Sen ilk kitabını yazacaksın, bunu bir de öykü kitabı olarak yazacaksın, hem de bu öykülerin suya, sabuna dokunan cinsten, cıs dedirten öykülerden olacak. Yalçın Tosun'un

1 Kasım 2014 Cumartesi

Gabriel Garcia Marquez ~ Benim Hüzünlü Orospularım

           Gabriel Garcia Marquez'den okuduğum ilk kitabın Yüzyıllık Yalnızlık olması gerekirdi biliyorum ama 1 yıla yakın süredir kitaplığımda beklemişse de henüz okumaya başlayamadım. Yine de onunla ve kitaplarıyla tanışma zamanım gelmiş olmalı ki Benim Hüzünlü Orospularım'ı okudum. Ve bayıldım. Kısacık bir kitap için dev bir hikayesi var Benim Hüzünlü Orospularım'ının. 90 yaşına girmiş bir ihtiyarın aşkla tanışmasını ve bu hikayeyi bize anlatmasını konu ediniyor kitap. Hayatı boyunca parasını ödemediği hiçbir kadınla birlikte olmamış gazetecimiz, son viraja girmeden bildiğini yapmak ister ve eski bir dostunu arar. Bu eski dosttan istediğiyse farkında olmadan aşık olmasına neden olmaktır.

        Kitap kurgusu itibariyle bana Lolita'yı andırdı, bu basit bir "küçük bir kız çocuğuna aşık olma" andırması değildi, içten sevgisiyle andırdı. Adına ve konusuna göre cinselliğin minimum olduğu bir kitap olduğunu söylemeliyim. Yasaklamak falan isteyen olur, eder, hani bilsin.

John Green ~ Kağıttan Kentler

        Okuma Şenliği'nin "Sadece bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz bir yazardan bir kitap okuyanlara" kategorisi için seçmiştim bu kitabı. Aynı Yıldızın Altında kitabıyla tanıştığımda yazarı beğenmiş, John Green'in akıcı ve esprili üslubundan keyif almıştım. Kağıttan Kentler kitabında da aynı esprili üslubunu koruyor yazar. Bu nedenle diyalogları oldukça keyifli olan bir kitap Kağıttan Kentler. Ancak konusu ve kurgusu itibariyle bana hitap etmedi.

      Çılgın bir kız olan Margo'nun lise son sınıfta Quentin ile geçirdiği intikamlarla dolu bir geceden sonra evden kaçması ve Quentin'in, Margo'nun bıraktığı izleri takip ederek onu bulma çabasını konu alıyor kitap. Quentin'in ağzından anlatılan hikayede, muhteşem Margo'yu arıyoruz birlikte. Bırakılan ipuçları ve o ipuçlarını birleştirme kısmı oldukça keyifli olsa da, kitabın durgun ilerlemesi ve de ucu açık bir son yaratmaktaki başarısızlığı benim için kitabı vasat hale getirdi. Bana hitap etmediyse de okunma ve beğenilme oranı yüksek bir kitap tabii ki.Sanırım böyle kitaplar için ben biraz yaşlıyım:)

       Kitabın filminin de çekileceğinin dedikodusunu verdikten sonra hepinize kitaplı ve keyifli günler dilemek kalıyor bana.

Yayınevi: Pegasus

Sayfa Sayısı: 320 Sayfa

23 Ekim 2014 Perşembe

Güz Okuma Şenliği 1. Ay Raporu

       Merhabalar, ben döndüm. Sizlere anlatacak o kadar çok şeyim var ki.. Hepsi kitaplar hakkında.. Tamam %99'u diyelim en iyisi. Bazı özel sebeplerden blogumu ihmal ettim ama bu sürede tabii ki kitaplardan uzak durmadım. Sevgili Pinuccia'nın da gelenekselleşen Okuma Şenliği için kitap okumaya başladım. Pinuccia her şenliği başlatışında, kalemi kağıdı alıp koşturuyorum kitaplığıma. Bu etkinlik için de çok güzel kitaplar seçtim tabii ki, okuma listemi daha sonra bir postta paylaşacağım. Biz gelelim Güz Okuma Şenliği'nin ilk ayında okuduğum güzelliklerime;

13 Temmuz 2014 Pazar

Amanda Hodgkinson ~ 22- Britanya Yolu

          Ben bu kitabın arka kapağını bile okumadan sırf kapak resmine bakarak almıştım. "Sırf kapağı için bile okunur" diye yazdığım postlarım dahi var. Ama neymiş dış görünüş aldatıcı oluyormuş. Kitabın ana konusu inanılmaz güzel aslına bakarsanız, yazarın ilk kitabında patlama yaratmak adına sonunda büyük bir ters köşe planlaması harika bir seçim. Ama yemek tarifi vermekle, onu yapmak bir olmuyor. Yazar da tam bu noktada işi berbat etmiş zaten. 

        Okuyucuyu geçmişe döndürerek merak olgusunu yüksek tutsa da, bunu okuyucuya sunarken bütün heyecanı kaçırıyor. Muhteşem bir haberi pat diye vermek gibi.. Konusunu biraz anlatarak yorumlamak en iyisi..

         II. Dünya Savaşı'nda Polonyalı bir çift, Silvana ve Janusz..

#Diren Hayal@

          Merhabalar, şu sıralar demeyeceğim tam olarak 8.5 aydır ne blogumla, ne de kendimle pek alakam yok. Bu iş beni çok yordu. Gençliğim gitti, inanır mısınız saçlarıma aklar düştü demeden konuyu toparlama niyetindeyim ki yapacağım. İşler yoğun mu yoğun, ama dert iş yükü ya da yoğunluk değil. Günde ortalama yaşanan 1 milyon kriz ve bununla baş etmek için işe alınmış bir mini mini ben. 

          İşin bu stresi, yoğunluğu beni mutlu ediyor. Her geçen güne kendime daha da fazlasını ekleyerek, mental açıdan büyüyerek ilerlemekten keyif alıyorum. Fark etmediğimse, benim bu keyfime ne yazık ki bedenim eşlik edemiyor. Daha 24 yaşında mide ağrıları, baş ağrıları derken kan şekerinin düşmesine kadar vücut bir yerden o stresi çıkartıyor. Her gün adını bile bilmediğim bir sorunla önüme geliyorlar ki ben de bunu hallederek o adı öğrenmiş oluyorum. Oluyorum ama son 2 aydır kemiklerimin "tatil, tatill" diye inlediğini duyuyorum. Kemikler dile geldi varın gerisini siz düşünün. 


          En son ne zaman şapşal bakışlarla insanlara bakmadığımı hatırlayamıyorum. Şaşkın ve de tepkili bir ördek olarak geziniyorum desem sanırım yalan olmayacak.    

  

Kitap bunun neresinde derseniz, kitaplar hayallerde, hayellerimde.. Kalbimde yaşatıyorum onları. Ne zaman fırsat bulsam elime alıyor, aklımın işe kayması nedeniyle okuduğum 2 sayfayı yeni baştan okuyarak, 2-3 haftada bir kitabı ancak bitiriyorum.

 Özetle "Yorulduk ey halkım, unutma bizi!" diyorum. Ama yolda, yağmurda, çamurda sevdiğim blogları takip ediyor, imreniyor, bir "ah" çekerek onların okuduğu kitapları okumayı diliyorum. Bir de bu aralar bir çok bloggerımızı evlendirdik, balayı postlarıyla karşımıza çıkıyorlar ki en kötüsü de onlar. O denizi, güneşi, kokteyllerini ellerine alıp, kumsalda uzanmış insanları kıskanmadan da duramıyorum. Ev kelimesine "l" harfi bile gelse ortamdan kaçan bir insanken, bekar halimle balayı izni nasıl alabilirim derdine düştüm gelin siz düşünün ne hallerdeyim.


Neyse güzel bir acındırdığıma göre bu gece yatmadan hayal@'in tatil izni alması için dua edersiniz diye umuyorum:)

Güzel ve huzurlu bir hafta bizimle olsun. 

29 Haziran 2014 Pazar

William Golding ~ Sineklerin Tanrısı

       Okuma Şenliği Yaz 2014 için seçtiğim ve bitirdiğim ikinci kitap Sineklerin Tanrısı oldu. Bu kitabı bir süredir bloglardan ve çevremden sıkça duyuyor, fazlasıyla da merak ediyordum. Merak ettiğim kadar varmış. "Daha önce neden tanışmadım?" diye sorduğum kitaplardan oldu Sineklerin Tanrısı. Kitabın arka kapağında çevirmenimiz Mina Urgan'ın da belirttiği gibi konusu Mercan Adası'nı andırıyor, tabii ki sadece başlangıçta. 

        Atom savaşlarının olduğu bir dünyada bir yere nakledilmek istenen bir uçak dolusu çocuk, uçak kazasıyla birlikte bir mercan adasına düşüyorlar ve onların da tabiriyle "büyüklerin olmadığı" bir adada kendi kurallarını koyarak, bir medeniyet kurmaya çalışıyorlar. Tabii bunu yaparken de bir güç savaşı halini alan iktidarlık söz konusu oluyor. 

         Golding'in sembolizmi inanılmaz kuvvetli ve insanı okurken yaşadığı dünyadan

Aimee Carter ~Tanrıçanın Mirası

       Merhabalar, Yaz 2014 Okuma Şenliği'miz başlayınca benim de 1.5 aydır durağan giden okuma hızımda artış başladı. Şenlik için okuma planımı şurada paylaşmıştım. Kategorilerden ilkini de Tanrıça serisinin son kitabı Tanrıçanın Mirası'nı okuyarak tamamlamış oldum. 

       Tanrıça serisini ben beğenmiştim aslına bakarsanız. Pek böyle seriler okumasam da, okuma isteğim olmasa da, mitolojik karakterleri nedeniyle bu seri benim ilgimi çekmişti. Seriyi okurken beklentimi düşük tutmuş, bu nedenle keyifle okumaya da devam etmiştim. Akıcı bir üslubu olan yazarımız, "Bunu nereye bağlayacak ki?" sorusunu sordururken okura, kitabın sonu fark etmeden geliveriyor çünkü.

        Ancak pek de aksiyonu olmayan bir seri Tanrıça serisi. İşin içinde Zeus, Hades, Kronos ve diğer tanrılar, tanrıçalar varken

22 Haziran 2014 Pazar

Okuma Şenliği Yaz 2014

        Merhabalar,

        Bahar Şenliği'miz henüz yeni bitmişken hız kesmeden Pinuccia Yaz Şenliği'mizi paylaştı. Pek de güzel yaptı.  Logosu bile insanın içini açıyor. Bu şenlik bir başka oldu. Kurallar değişti, esnekleşti, kategoriler arttı, daha bir keyifli olacak belli ki. 30 kategori olunca seçim yapmak eskiye göre daha kolaylaştı ve tabii eldeki kitapları kategorilere uydurmak da öyle. 

       Öncelikle kurallar ve katılım için sizi şöyle Pinuccia'nın sayfasına davet ediyorum.

        Ben aşağıdaki listeyi biraz bol tuttum ki ruh halime göre o an okumak istediğimi seçebileyim. Bir kaç kategoriyi de yeni yazarlarla tanışmak için fırsat olarak gördüm ancak henüz araştırma yapamadım. Bu konuda sizin önerilerinize ihtiyaç duyuyorum. Şuan taslak kıvamında olsa da işte benim listem;

15 Haziran 2014 Pazar

Bahar Ayları Okuma Şenliği Sonucum

        Merhabalar, malumunuz kitap okumaya ayrı bir tat katan Bahar 2014 Okuma Şenliği'miz sona erdi. Sevgili Pinuccia'ya bu güzel etkinliği için bir kez daha teşekkür ediyorum yeri gelmişken.

       Geçen şenlikte pek başarılı olamayınca okuyamadığım kitaplar içimde kalmıştı. Bu şenlikte azmetmiş, bitirmeyi hedeflemiştim ki son dakika işlerdeki yoğunluk sağolsun kitaplara el süremedim. Yine de kendimce başarılı bir şenlik geçirdiğimi düşünüyorum. İşte benim şenlik sonucum;

8 Haziran 2014 Pazar

Jane Austen ~ Mansfield Park

       Jane Austen'dan okuduğum son kitap Mansfield Park oldu. Bu güzel kitabın bitişiyle Jane'in bütün kitaplarını bitirmiş oldum. To Do listeme bir tik atabilirim artık. 

       Mansfield Park bu yıl 200. yaşına girdi ve Jane severler dünyanın dört bir yanında etkinliklerle Mansfield Park'ın 200. yaşını kutluyor. Benim de bu kitabı Okuma Şenliği'nin "Kendisi doğmadan en az 100 yıl önce doğmuş bir yazarın kitabını okuyanlara " kategorisine ekleme sebebim tam olarak bu kutlamalar. 

       Mansfield Park, Jane Austen'ın en durgun romanı. En olaysız ilerleyen ama keyifle okutan kitabı. Türkçe'ye Umut Parkı olarak da çevrilen Mansfield Park'ı, ben Can Yayınları'ndan okudum ve çevirisini her zamanki gibi çok beğendim. Fanny Price'in ailesinin yoksulluğu nedeniyle teyzesi tarafından evlat edinilmesi ve Mansfield Park'taki evlerinde

Elio Vittorini ~ Kırmızı Karanfil

       Merhabalar, Nasılsınız? Ben fazlasıyla yorgun ve biraz da bunalmış durumdayım. Bu nedenle de yokum bir süredir. Blog dünyasında olmadığım neyse de kitap dünyasında da yokum şu sıralar. "Yorgunum ey halkım, unutma bizi" modumdan çıkamıyorum. Çıkarılmam da şu sıra söz konusu değil ne yazık ki. Söylenmeden bir post yazayım demiştim sayfayı açarken, gördüğünüz gibi hiç de söylenmeden devam ediyorum...

     Elimde yorumlanmayı bekleyen kitaplar dolu ve azmettim yorumlayacağım.Bu kitaplardan biri de Vittorini'nin Kırmızı Karanfil'i. Bilmiyorum cehaletime mi verirsiniz, ben Vittorini'yi hiç duymamıştım. Sevgili Pinuccia Okuma Şenliği'ne "Adında çiçek ismi geçen kitap" kategorisi koymasa sanırım yine duymayacaktım. Bir şey kaybeder miydim, işte buna pek emin değilim. Zira bu kitap,

25 Mayıs 2014 Pazar

Leigh Bardugo~Gölge ve Kemik #Grisha 1

         Merhabalar, Okuma Şenliği'nin " İlk kitabı 2010 ve sonrasında çıkmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara" kategorisi için seçtiğim Gölge ve Kemik kitabı benim için enteresan bir kitap oldu. Kitabı beğendim mi beğenemedim mi anlayamadım çünkü. 

         Fantastik bir dünya yaratan yazar bir sözlük oluşturmadığı ve notlarla da kendi yarattığı kelimelerin anlamlarını açıklamadığı için kitabın başlarında biraz modum düşmüştü. "Böyle mi devam edecek?" sorusuyla başbaşa kaldığımda, aynen de öyle devam ettiğini gördüm. Kitaba devam ettikçe bu yabancılığa alışmaya başladım. Hala bunun büyük bir hata olduğunu düşünsem de yaratılan dünyayı anlamakta zorluk çektirmediği için sorun olarak görmemeye başladım okudukça. 

         Kitabı Game of Thrones ve Harry Potter severlere özellikle önerdiklerini yazıyor arka kapağında ki bu

Soma

       Merhaba, elimde okunmuş, yorumlanmayı bekleyen kitaplar biriktiği halde bir post yazamıyorum günlerdir. 13 Mayıs'ta Soma'da meydana gelen katliam hakkında, "katliam" diyorum çünkü bu ne bir kaza bir de bir vahim hadise olarak anlatılabilir tarafımca, bir şeyler yazmalıyım biliyorum. Bunu "duyarlıyım" demek için değil, içimi dökmek için yapmalıyım ama kaçıyorum.. Soma ile ilgili bir haber okumaktan, duymaktan, hakkında konuşmaktan kaçıyorum. İnsan haklarında, insana değerde 1800' lerle kıyaslandığımız bir ülkenin vatandaşı olarak kendimi suçlu hissettiğim için kaçıyorum. Duyarsız kalmaya değil ama acıyı duyumsamamaya çalışıyorum çünkü. Sabrım, ruh sağlığım ve insan olmam günlük hayatımı sürdürmemi engelliyor zira. 

       Ama acı bitmiyor.Soma'dan kaçıyorum ama düşünmekten, ardından sokaklara çıkan insanlar hakkında bir şeyler duymaktan, okumaktan kaçamıyorum.  Daha sindiremezken giden canları, yıkılan yuvaları, babasız kalan evlatları; bir de sokaklarda haykıran insanların ölümüyle sınıyorlar. Beynim, duygularım darmadağın artık, düşüncelerimi toparlamakta zorlanıyorum. Büyük bir oyunda etkisiz bir piyon olduğumuz hissini silemiyorum kafamdan.

        Bu olaylar bana bir şeyi çağrıştırıyor, çocukluğumdan bir anıyı.. 12-13 yaşlarındayken Fen Bilgisi öğretmenimizin hepimizi bir sınıfa topladığını, " ders işlemeyeceğiz, film izleyeceğiz." dediğini hatırlıyorum. Çocukluğun neşesini hayal edebiliyorsunuzdur sanırım, ders yerine film büyük bir ödüldü bizler için. Çocukluğumda siyaseti de, siyasetin tarih olmuş halini de pek bilmezdim. Bu yüzden de Hitler'i savunan, o gün izlediğimiz film o odadaki her çocuğu Hitler'in bir kahraman olduğuna inandırmıştı. Aradan 2-3 yıl geçince anlamıştım anlatımın insanın beyninde nasıl bir his uyandırabileceğini ve düşüncelerini nasıl yönlendirebileceğini. Bu filmi ben hiç unutmadım ismi dışında. Büyüdükçe sahneler daha anlaşılır, yorumlanır oldu benim için. Bende aynı duyguyu uyandıran bir film daha olmuştu Die Welle, Dalga filmi. Yaşadığımız dönemde kitleleri, polisi, hükümeti bu filmlerde bir yerlere oturttum sanki. 

        Konudan koptuysam da diyeceğim o ki ben acıyı tarif edemem. Bunu hepimiz yaşıyoruz. Aileleri gibi; aileleri kadar yaşamamız mümkün değil elbette ama sızlıyor vicdanımız. Ben artık ölümlerden değil de saplantılı düşüncelerden ve cehaletten korkuyorum. Umuyorum bir barış, huzur, medeniyet mümkün olur bu ülkede ama her geçen günün daha korkunç bir sabaha gebe kaldığını hissediyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da dediği gibi; “Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.”

        Bazı şehirler için "medeniyetten önce para girmiş" derler. Dilerim kalplerimize önce medeniyet girer.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

Yazar Ayları Mayıs Yazarımız Mine Söğüt

Ne zamandır Yazar Ayları'na katılamıyor, uzaktan uzağa okunan güzellikleri ve yorumlarını takip ediyordum. Bu ay Bahar Ayları Okuma Şenliği'nin öykü kitabı kategorisi ile Yazar Ayları'nı birleştirerek, Deli Kadın Hikayeleri'ni okuyup Mine Söğüt ile tanışacağım.Yazar konusunda Pinuccia'nin etkinliğinin, seçtiğim kitap konusunda da Kitap Eylemi'nin güzel postunun etkisi var. Sizler de katılmak ya da okunan/okunacak kitapları görmek istiyorsanız buraya tıklayabilirsiniz.

Kitaplı ve keyifli günler..

Bahar Ayları Okuma Şenliği ~ Durum Raporu

         Pinuccia'nın ev sahipliğini yaptığı artık gelenekselleşen Okuma Şenliği'mizde durum raporu verme günü geldi çattı. Kış Ayları'ndaki performansım iş görüşmelerim ve sonrasında işe yeni başlamam sebebiyle yoğunluğumdan oldukça düşüktü. Azmettim ve Bahar Şenliği'nde daha başarılı olduğumu düşünüyorum. İşte benim şenlik kapsamında bitirdiğim güzelliklerim; 

1 Mayıs 2014 Perşembe

Kristin Hannah ~ Ateşböceği Yolu ve Ateşböceğinin Şarkısı

        Merhabalar hepinize. Hazır Cuma günü iş tatil edilmiş ve 4 gün tatil yapacak olma mutluluğu yaşıyorken, bu coşkuyu bloguma da yansıtayım istedim. Bahar Ayları Okuma Şenliği kapsamında okuduğum ancak yorumlama fırsatı bulamadığım 2 Kristin Hannah kitabını anlatmak istiyorum sizlere.

        Ateşböceği Yolu ve devam kitabı Ateşböceğinin Şarkısı, Kristin Hannah'ın her zamanki gibi seçtiği güzel konularıyla çok keyifliydi. Ateşböceği Yolu'nda

27 Nisan 2014 Pazar

Kristin Hannah ~ Gece Yolu

        Kristin Hannah'ın 8 kitaplık setini indirimde yakalayınca dayanamamıştım. Set olarak kitap almayı sevmiyorum aslında. Çünkü bir yazarın her kitabını sevecebileceğimi düşünmüyorum. Bunun bilincinde olsam da Okuma Şenliği'nin bir yazardan 1200 sayfa okuyanlara kategorisi için Kristin Hannah'ı seçmiştim. Bu kategoride okuyacağım kitaplar da Gece Yolu- Ateşböceği Yolu- Ateşböceğinin Şarkısı olacaktı. İkisi şimdiden bitti. Gelelim ilk kitabımız Gece Yolu'na. 

          Kristin Hannah'ın şimdiye kadar okuduğum 4 kitabı arasında beni en çok hüzünlendiren kitabı Gece Yolu oldu. Konusuna geçmeden önce yazarın seçtiği konular ve anlatımı hakkında bir kaç cümle kurmalıyım. Kristin Hannah sanırım en iyi bildiği şeyi anlatıyor, anneliği ve arkadaşlığı.. Kitaplarında kurduğu gerçek ve derin ilişkileriyle, samimi karakterleriyle

20 Nisan 2014 Pazar

Kitap Alışverişim #8

        Malumunuz D&R'da güzel indirimler var ( 5TL ve 9.90TL kampanyaları). Ben de bunu bahane ederek aşağıdaki güzellikleri kitaplığıma dahil ettim.



Can Yücel'in Portreler kitabını Okuma Şenliği'nin şiir kitabı kategorisi için,
Silmarillion'u beni imrendiren Rekursifdüşünce blogunun sahibi sebebiyle,
Suskunlar'ı çocukluğumda izlediğim filmini kitabıyla tamamlamak için,
Gölge ve Kemik'i bloglarda sıkça görmem sebebiyle,
Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler'i konusu sebebiyle,
Tanrıçanın Mirası'nı,Tanrıça serisinin devam kitabı olması nedeniyle,
Muhteşem Gatsby'yi Okuma Şenliği'nde bir çok bloggerın okuduğunu fark ettiğim için,
Britanya Yolu'nu sanırım sadece kapağı yeterli,
Beklediğim Sendin'i yine bloglarda sıkça rastlamam sebebiyle,
Ve Anne Frank'in Hatıra Defteri'ni sebebi belli, aldım.

         Bu kitaplara 2 de güzel Puzzle dahil ettim ama şuan fotoğraflarını paylaşamıyorum. Bittiklerinde paylaşacağım artık.
Şimdiden bana iyi okumalar:)

         D&R'dan sizler de alışveriş yaptınız mı?

         Kitaplı ve Keyifli Pazarlar..

Ahmet Hamdi Tanpınar ~ Saatleri Ayarlama Enstitüsü

          Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü yıllar önce almış, daha okumadan bir arkadaşıma ödünç vermiş ve bir türlü geri alamamıştım. Okuma Şenliği'nin kütüphanesinde en çok bekleyen kitabı okuyanlara kategorisi için bu kitabı seçme sebebim de kitaplığımdaki boşluğu olmuştu. Okurken bu boşluğun ne kadar da büyük bir yer kapladığını fark ettim. Biraz geç tanışmış olsam da tam zamanında tanıştığımı düşünüyorum bu güzel kitapla.

          Okullarda ülkemizin coğrafi özelliğini anlatırken hep " Avrupa ve Asya arasında köprü görevi görmesi" cümlesi kullanılır. Aslında bu kitap tam da bunun üzerine yoğunlaşmış. Türkiye öyle bir ülke ki, kendi yerini bulamayan, ne Şark'a ne Garp'a ait bir çocuk gibi. Bu nedenle de hep bir kafa karışıklığı, hep bir etkilenme söz konusu. Bu etkilenmeler yer yer bizi geliştiriyorsa da, kendi potansiyelini

31 Mart 2014 Pazartesi

...


Bu dünya kimseye kalmaz bilesin

Er geç kuyusunu kazar herkesin

Tut ki, Nuh kadar yaşadın zor bela

Sonunda yok olacak sen değil misin?


30 Mart 2014 Pazar

Gary Small~Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

       Psikoloji sevenlerden misiniz? Ben pek değilim. Üniversite'de zorunlu aldığım Psikoloji dersinde, haftada 2 saatten yarım dönem için 800 sayfalık incecik bir kitaptan sorumluyduk. Öyle de sevimli bir anlatıma sahipti ki kitap öğrenmek dışında her işe yarardı. Dönem sonunda günlerce sabahlama sonucunda ittire kaktıra geçtiğim dersten sonra, kitabın her bir sayfasını özenle yırtıp, yakmıştım. İşte böyle Psikoloji sevgisidir içimdeki.

      Yine de Bir Psikiyatristin Gizli Defteri kitabını duyduğumda

Jane Austen ~ İkna

        Bahar Şenliği'nin sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup, filmini izleyenlere kategorisi için sevgili Jane Austen'ın İkna kitabını seçtim. Uzun zamandır Jane Austen okumuyordum ki seçerek çok da iyi yaptığımı fark ettim.

        19 yaşın verdiği bilinçsizlikle Anne Elliot, nişanlısı Wentworth'ten ayrılır. Bu ayrılığa, Anne'in çevresindekilerin iknaları sebep olur. Aradan geçen 8 yılın sonunda çift tekrar karşılaşmış, değişmiş, olgunlaşmıştır. Ayrılık sebebi olan Wentworth'un fakirliği son bulmuş, Anne ise ikna edilemeyecek kadar büyümüştür..

          Nükteli anlatımı ve eğlenceli diyaloglarıyla İkna beni diğer Jane Austen kitapları gibi büyüledi. İkna'da diğer kitaplarından farklı bir şey de vardı. Daha doğal, daha doğrusu daha gerçekçi bir finali vardı mesela. Daha durgundu ki

Ahmet Ümit ~ Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

      Malumunuz Bahar Ayları Okuma Şenliği'miz başladı. Şenliği'n tavsiye edilen bir kitabı okuyanlara kategorisi için Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni seçmiştim. Kitabı seçme sebebim ve okuma listem için buraya tıklayabilirsiniz.

"Aşk, hayatı; cinayet, ölümü sıradanlık kurtarır!"

      Ahmet Ümit'i benim için bu kadar sevilebilir kılan şeyler; tatlı üslubu, yarattığı karakterlerin güzelliği, tarihimize dokunan konu seçimleri ve tabii ki sürükleyici kurgusu. Bu kitapta hangileri vardı derseniz, bunlardan çok daha fazlası vardı. Ahmet Ümit vardı mesela.. Nasıl yani diyenleri şöyle okuma köşemize alalım ki bir an önce başlasınlar bu güzellikle tanışmaya..

"Hayat, yaşadıklarımızdan çok hayal ettiklerimiz değil mi zaten?"

       Yılbaşı gecesinde Tarlabaşı'nda

Ahmet Ümit ~ Kar Kokusu

       Kış Okuma Şenliği kapsamında okuduğum bu kitabı yorumlamak bugüne nasip oldu. Tamam, kabul ediyorum, blogumu çok ihmal ediyorum. Yarım yamalak değil de, güzel bir post yazmak istiyorum; hem okuyanlara hem de kitaba saygıdan. Şu sıralar bir CEO'dan çok strese sahip olduğum için beyin 100 derecede kaynamakta. Bu da beni postlardan uzak tutmakta.. 

      Söylenmiyorum çünkü işimi fazlasıyla seviyor ve inanılmaz şeyler öğreniyorum. Öyle ki kişisel gelişimime yaptığı katkılardan bir kitap yazacak noktaya gelmiş durumdayım. Neyse patronum okuyacağını okudu nasılsa, biz gelelim kitabımıza:)

       Kar Kokusu' nda Ahmet Ümit, kendi anılarından yola çıkarak, "80'lerde Komünist olmak" temasına yer vermiş. Komünizm konusunda gözlemleri, anıları ve şartlar hakkındaki yorumlarıyla etkileyici olan bu kitaba başlamadan önce aklımda " Komünizm ve polisiye.. Çok hareketli bir kitap beni bekliyor." düşüncesi

22 Mart 2014 Cumartesi

Okuma Şenliği Bahar 2014 Başladı

       Sevgili Pinuccia, Kış Şenliği'mizin bitişiyle hız kesmeden Bahar Şenliği'ni başlattı. Kış Şenliği'ndeki başarısızlığın ardından bu şenliğe kendimi teşvik etmek adına güzel bir kitap alışverişi yaptım ve listemi hazırladım.

        Etkinlik ve kuralları hakkında ayrıntılı bilgi almak ve katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.

       Gelelim kategorilere ve benim seçtiğim kitaplara;


Kitap Alışverişim 7

        Merhabalar,
       Uzun zamandır kitap almıyor ve bu sebeple alışveriş postu yayınlamıyordum. Ayların diyetini bir kenara itip, güzel iki alışveriş yaptım. İşte kütüphaneme eklenen yeni güzellikler;


         Kitap Kurdu'nun indiriminden faydalanıp kitaplığıma Kristin Hannah'nın bu güzel kitaplarını ekledim. Daha önce yazarın Kış Bahçesi ve Sevgi Uğruna Yaptıklarımız kitaplarını okumuştum ancak bu kitaplar teyzemden ödünç alınmışlardı. Kitaplığımda bulunmalarını istediğim için set indirimini kaçırmadım. Başlayan Okuma Şenliği'ndeki 12. kategori kitaplarım da belli olmuş oldu.


        Uzun zamandır almak istediğim Jane Austen kitaplarımı ve ödünç verilme kurbanı olmuş Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabını da aynı siteden indirimde aldım. Eren Erdem'in Devrim Ayetleri'ni de çıktığı günlerde almaya çalışmış, stoklarda hemen tükenmesi sebebiyle de bulamamıştım. İş yoğunluğundan tamamen aklımdan çıkmış bu kitabı da indirimde görünce tabii ki kütüphaneme ekledim.


         Bu kitaplar ise daha önceki alışverişime ait. Kaiken'i bloglarda sıkça duymam ve merak etmem sebebiyle; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'ni konusu itibariyle ve Yılanların Öcünü de geçtiğimiz Kış Okuma Şenliği ve Yazar Ayları'na denk gelmesi sebebiyle almıştım. Yılanların Öcünü henüz okuma imkanı bulamadım. Kaiken'e Bahar Okuma Şenliği'nde yer verebileceğime emin değilim. Etkinlik sonunda okunacaklar listemde yerini aldı. Bir Psikiyatristin Gizli Defteri ise çoktan okundu ve sevilen kitaplar kategorisi'nde yerini aldı. 

         Güzel bir alışveriş sonrası mutluluğuyla, kitaplarıma sarılmaya başlıyorum.

Hepimize kitaplı ve keyifli günler..

11 Mart 2014 Salı

#BerkinElvanÖlümsüzdür

Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar; ya ölmeli cellatlar, ya da doğmamalı çocuklar!
Nurlar içinde yat güzel çocuk. .

9 Mart 2014 Pazar

Yazar Ayları Mart Yazarımız

       Sevgili Pinuccia'nın uzun süredir güzel seçimleriyle devam ettirdiği, yeni yazarlar tanımamı sağlayan Yazar Ayları etkinliğinde Mart yazarımız da belli oldu. Alexsandr Solzhenitsyn'li bir ay geçireceğiz. Ben yazarın İlk Çember kitabını aramaktayım. Bulabilirsem bu kitabıyla etkinliğe katılacağım. Sizler de katılmak isterseniz buraya tıklayabilir, kimler ne okumuş/ okuyacakmış görebilirsiniz.

       Kitaplı ve Keyifli günler bizimle olsun..

Kış Ayları Okuma Şenliği Hayal@'in Sonuçları


Merhabalar,Sevgili Pinuccia'nın başlattığı Kış Ayları Okuma Şenliği'nin sonuna geldik. Okuma hızımdaki düşüş sebebiyle ne yazık ki bu etkinliği tamamlayamadım. Bir sonraki etkinlikte daha aktif olmaya çalışacağım.İşte benim sonuçlarım;

2. Kütüphaneden ödünç alınan ya da sahaflardan alınmış bir kitap okuyanlara (10 Puan):

John Green ~ Aynı Yıldızın Altında ( Pegasus/ 320 Sayfa) 

6. Türk Edebiyatında klasik kabul edilen bir kitap okuyanlara ( 15 Puan)

Yaşar Kemal~ İnce Memed 1 (YKY/448 sayfa) 

8. Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup, filmini izleyenlere ( 20 Puan):

Reşat Nuri Güntekin ~ Çalıkuşu (İnkılap/408 sayfa)

9. Konusunda ya da adında kış mevsimine dair sözcük bulunan bir kitap okuyanlara (20 Puan):

Ahmet Ümit~Kar Kokusu ( Everest/466 sayfa cep boy)

10. Yasaklanmış bir kitap okuyanlara (25 Puan):

Nabokov~ Lolita ( Can/432 sayfa)

14. Okumayı öğrendiğiniz yılda yayınlanan bir kitabı okuyanlara ( Puan 30):

Ahmet Ümit~ Sis ve Gece ( Everest/439 sayfa cep boy)

15. Bir üçleme ya da aynı seriden 3 kitap okuyanlara ( Puan 40): 

Suzanne Collins ~Açlık Oyunları #1 ( Pegasus / 384  sayfa) 

Suzanne Collins ~ Ateşi Yakalamak # 2 ( Pegasus / 408 sayfa) 

Suzanne Collins ~ Alaycı Kuş  # 3 ( Pegasus / 416 sayfa) 

Toplamda 9 kitap, 3721 sayfa ile 160 Puan toplayabilmişim.


15 Şubat 2014 Cumartesi

Gabriel Garcia Marquez ~ Kırmızı Pazartesi

       Yazar Ayları Şubat yazarımız Gabriel Garcia Marquez olmuştu. Ben de Yazar Ayları için Kırmızı Pazartesi romanını seçtim. Soru işaretleri ve kafa karışıklıklarıyla bitirdiğim Kırmızı Pazartesi' yi ben çok sevdim.

        Gabriel Garcia Marquez'in 1981 yılında yazdığı cinayet romanı Kırmızı Pazartesi, enteresan bir hikayeyi konu alıyor. Herkesin işleneceğini bildiği ama kimsenin engellemediği bir cinayet.. Neyi sorgulayacağınızı şaşıracağınız bir kitapla başbaşa bırakıyor Gabriel Garcia Marquez sizleri. Bir gece önce yapılmış bir düğün, herkesin öldürüleceğini bildiği bir kurban; Santiago. 

        Kitabın en farklı özelliği sonu dışında hiçbir şeyinin bilinmemesi.. Her sayfasında cinayet hakkında okunanlarla

9 Şubat 2014 Pazar

Yazar Ayları Şubat Yazarımız Gabriel Garcia Marquez




      Bir süredir Yazar Ayları'na katılamıyorum. Katılamadığım gibi duyurusunu da yapamıyorum. Sevgili Pinuccia'nın düzenlediği Yazar Ayları etkinliği'nde bu ay Gabriel Garcia Marquez'in kitapları var. En bilinen ve utanarak söylüyorum ki benim hala okumadığım kitabı Yüzyıllık Yalnızlık ile katılmayı planlarken karşıma Kırmızı Pazartesi kitabı çıktı. Kitabım çoktan bitti ve aramızda kalsın çok çok iyiydi. Sizler de bu etkinliğe katılmak ve Marquez'li bir ay geçirmek istiyorsanız hemen buraya tıklayabilirsiniz.

       Keyifli ve Marquez'li bir ay bizimle olsun.

Kış Ayları Okuma Şenliği 3. Ay Sonuçları

        Sevgili Pinuccia'nın başlattığı  Kış Ayları Okuma Şenliği'nde 3. ayı geride bıraktık. Başarılı bir performans sergileyemesem de keyifle devam ettiğim etkinlikte 3 ay boyunca okuduğum kitaplar;

2. Kütüphaneden ödünç alınan ya da sahaflardan alınmış bir kitap okuyanlara (10 Puan):

John Green ~ Aynı Yıldızın Altında ( Pegasus/ 320 Sayfa) 

6. Türk Edebiyatında klasik kabul edilen bir kitap okuyanlara ( 15 Puan)

Yaşar Kemal~ İnce Memed 1 (YKY/448 sayfa) 

8. Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup, filmini izleyenlere ( 20 Puan):

Reşat Nuri Güntekin ~ Çalıkuşu (İnkılap/408 sayfa)

10. Yasaklanmış bir kitap okuyanlara (25 Puan):

Nabokov~ Lolita ( Can/432 sayfa)

14. Okumayı öğrendiğiniz yılda yayınlanan bir kitabı okuyanlara ( Puan 30):

Ahmet Ümit~ Sis ve Gece ( Everest/439 sayfa cep boy)

15. Bir üçleme ya da aynı seriden 3 kitap okuyanlara ( Puan 40): 

Suzanne Collins ~Açlık Oyunları #1 ( Pegasus / 384  sayfa) 

Suzanne Collins ~ Ateşi Yakalamak # 2 ( Pegasus / 408 sayfa) 

Suzanne Collins ~ Alaycı Kuş  # 3 ( Pegasus / 416 sayfa) 

Ve toplamda 8  kitap,  3255 sayfa ile puanım 140. Azmettim bir dahaki şenlikte bütün kitapları tamamlayacağım:)

Kitaplı ve Keyifli Günler..

Suzanne Collins ~ Alaycı Kuş #Açlık Oyunları 3

       Merhabalar herkese,

       Kış Ayları Okuma Şenliği'nin  Bir üçleme ya da aynı seriden 3 kitap okuyanlara kategorisi için seçtiğim Açlık Oyunları serisinin son kitabını da bitirdim. Serinin ilk 2 kitabını okumayanları şöyle kenara alalım ki spoiler olmasın. Okudunuz mu? Öyleyse buyurun..

       Serinin son kitabı Alaycı Kuş, soluksuz okunan seriye tam da uygun şekilde bir kapanış yapıyor. Ayaklanmalar bütün mıntıkaları sarmaya başlamış, Capitol'e karşı bir umut ışığı, Alaycı Kuş yaratılmıştır. Katniss, 2. kez girdiği arenayı da altüst ederek, arenadan bir kez daha kurtulmayı başarmıştır. 12. Mıntıka'nın Capitol tarafından yok edilmesi, Peeta'nın Capitol'de işkence altında olması ve

28 Ocak 2014 Salı

Suzanne Collins ~ Ateşi Yakalamak #Açlık Oyunları 2

       Açlık Oyunları'nda heyecan kaldığı yerden devam ediyor... 

       Katness ve Peeta, başarılı stratejileri sayesinde Panem halkının kalbinde taht kurmuş ve blöfleri sayesinde de hayatlarını kurtarmışlardır. Bu blöfü pahalıya ödeyeceklerinden habersiz 12. Mıntıka'nın yolunu tutmuşlardır. 74. Açlık Oyunları'nın galibi talihsiz aşıklar için çıktıkları zafer turu cehenneme dönmüş ve çeyrek asır oyunlarında hiç ummadıkları bir yerde bulmuşlardır kendilerini. 

       Katness'in yarattığı kıvılcım bir devrimi ateşlemiş, devrimin doğumu ise kitaba asıl heyecanı getirmiş. Soluksuz okuduğum, her molamda kendisine sarıldığım bir kitap oldu Ateşi Yakalamak. 

       İlk kitabına göre oldukça

26 Ocak 2014 Pazar

Suzanne Collins ~ Açlık Oyunları # Açlık Oyunları 1

        Uzun zamandır kitap yorumlarına zaman ayıramıyorum. Ama bu sürede bloglardaki kitap yorumlarını okumadan da durmuyorum tabii. Kış Ayları Okuma Şenliği'ne iyi bir başlangıç yapamadığım gibi iyi de devam edemedim. İş temposu ve öğrenme süreci bütün enerjimi aldığı için okuma hızım oldukça yavaşladı ancak geri dönmeye başladığımı hissediyor ve bundan mutlu oluyorum. 

        Kış Ayları Okuma Şenliği'nin bir serinin 3 kitabını okuyanlar kategorisine filmlerini severek izlediğim Açlık Oyunları'nı tercih ettim. Kitabının filminden çok da farklı olmadığını düşünerek başlamayı düşünmemiştim seriye ki büyük bir hata yaptığımı gördüm. Şu anda bitirmek üzere olduğum 2. kitabı özellikle barındırdığı isyanları ve bilgileriyle film versiyonunun oldukça eksik kaldığını ispatlar nitelikte. 2. kitabına yeri geldiğinde geçeceğim için ilk kitabımıza geçelim.

        Suzanne Collins gerçek dünyayı öyle güzel