19 Nisan 2013 Cuma

Çin'de Bir Çinli'nin Başına Gelenler ~ Jules Verne

     Yazar Ayları etkinliği için seçtiğim ikinci kitabım Çin'de Bir Çinli'nin Başına Gelenler oldu. Kitap konu itibariyle bana The Game filmini hatırlattı. 1876' da yazılan bu eserle ilgili yorumlarıma geçmeden önce kısaca kitabın konusuna değineyim. 

      Kin-Fu ailesinden kalan mirasıyla oldukça varlıklı biridir. Hocası filozof Wang' la beraber hayatını sürdürmekte, yakın bir zaman içerisinde genç dul Le-u ile evlenmeyi planlamaktadır. Kin-Fu mutluluk ve heyecan dışında her şeye sahiptir. Hayattan bir beklentisi, hayatta onu harekete geçirecek en ufak şey yoktur. Tekdüze giden hayatına giren tek değişiklik bir anda battığını öğrenmesi olur. Varlıkla mutlu olamamış biri olarak, yoklukla hiç yaşayamayacağına karar veren Kin- Fu ölmeye karar verir. Hiç değilse ölümünden bir heyecan duymak umuduyla Wang' dan kendisini doğum gününe kadar öldürmesini ister ve Wang'ı zor durumda bırakmamak için eline bir intihar mektubu verir. Wang' ın kendisini ne zaman öldüreceğini bilmeden, her gün "Acaba bugün mü?" diye düşünerek yaşamaya başlayan Kin-Fu yavaş yavaş eksikliğini hissettiği duygulara kavuşur. İflas etmediğini öğrendiğinde de mektubu Wang'dan geri almak ister ancak Wang kayıplara karışmıştır. Kendini sigorta ettiren Kin-Fu bu durumu La Certenaire sigorta şirketine açıklayınca, peşine korumalar verilir ve Wang'ı bulmak için Çin'i talan ederler.

      Konu itibariyle başarılı olabilecek bir kitap olsa da sanırım Jules Verne' nin en vasat kitabı Çin'de Bir Çinli'nin Başına Gelenler. Çin'le ilgili bir çok şey öğrenebilmeyi umduğum da bir kitap olmuştu ama betimlemelerini başarılı bulmadım ve fazlasıyla üstünkörü bilgiler mevcuttu. Bir de Çince isimlerin yazılarının yanlışlığı, bildiğimi de karıştırmama neden oldu desem yeri. Okunamayacak bir kitap değil tabi ki ama Jules Verne'nin birbirinden güzel kitapları varken de zaman kaybı olur. 

       Alıntılarım:

" Hiçbir şeyden zevk almayan bir adam tavrı vardı; küçümseyici bir havayla dudaklarını uzatıp cevap olarak, "Pöh!" demekle yetindi. Bu, özellikle kayıtsız insanların kullandığı bir sözcüktü. Her şeyi söylüyor, hiçbir şey söylemiyordu."

" Kılıçlar pas tutup beller parladığı zaman, hapishaneler boşalıp tavanaraları dolduğu zaman, mahkeme avlularını otlar bürüyüp dindarlar tapınak basamaklarını aşındırdığı zaman, hekimler yayan giderken, fırıncılar at bindikleri zaman, İmparatorluk iyi yönetiliyor demektir." 

"Hayatımın son elli beş gününü oluşturan seksen bin dakikanın her birinde varlığımın yok olacağını düşünmem ve korku duymam gerekiyor! Yaşarken seksen bin heyecan geçirmem lazım, öyle ki ruhumun yedi elemanı birbirinden ayrılacağı anda, şöyle haykırabileyim: İşte yaşadım!"

" Hayatı anlayabilmek için yitirdiği zamana üzülüyordu!.. Mutluluğun değerini bilmek için sıkıntıları, acıları, bunalımları yaşamak gerekir. "

      Jules Verne' nin diğer kitapları ve etkinliğe katılan blogerların yorumları için buraya tıklamanız yeterli. 

      Kitaplı ve Keyifli Günler dilerim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder