20 Nisan 2013 Cumartesi

Aimee Carter ~ Tanrıçanın Savaşı

      Serinin ikinci kitabı Tanrıçanın Savaşı bana ilk kitaptan çok daha güzel geldi. Kronos'un piyasaya çıkmasıyla Tanrıların biraz güçlerini gösterme fırsatları doğdu. İlk kitapta Tanrıların fazlasıyla ergen gösterilme durumu mevcuttu. Ne yazık ki bu kitapta da bu hissediliyor. Böyle kabul ederek okuyunca çok da önemli gelmedi gerçi bana. 

      Kitapta tek rahatsız edici yan Kate'in sevgisizlikten yakınıp duran, dırdırcı halleri. Fazla abartılmış bir durumdu bu. Sonunda yazarın durumu toparlamasıyla, üçüncü kitapta bu durumu yaşamayacağımızı umuyorum. 

      Kate'in yetenek kazanması çok güzel oldu. Ancak Tanrıça olmuş hazır kız, niye savaşmayı öğretmiyorlar bunu hala çözemedim.

       Kitabın konusuna gelirsek; Kate ölümsüzlüğü kazanmış, Ölüler Diyarı'nın kraliçesi olmaya hak kazanmıştır. Yunanistan'da James ile geçirdiği yaz tatilinin ardından Eden'a dönen Kate, Henry' nin soğuk tavırlarına maruz kalmıştır. Çatırdayan ilişkilerini yeterince büyük bir sorun olarak gören Kate için bir de Kronos'un uyanması işleri hepten içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur.Eski düşman Calliope' nin Kate'den ve diğer Tanrılardan intikam almak için Kronos'u uyandırmasıyla başlıyor hikaye. 

      Tanrılarının babaları Kronos ile mücadelerine bolca şahit olduğumuz, ilk kitabına göre daha çok mitoloji ve aksiyon bulunan bu kitabı çok sevdim ben. Üçüncü kitabının çıkmasını heyecanla bekleyenler arasındayım. Serinin ilk kitabı Tanrıça için de buraya bakabilirsiniz.

      Kitapta benim favori karakterim Henry yani Hades olmadı. James tayfasındayım ben. Daha makul bulduğum, ideal bir tip. Peki sizin favori karakteriniz kim? 

2 yorum:

  1. sen zaten değişiksin herkesin beğendiğini beğenmezsin değişik karakteri beğenmişsin bak :)
    buda farkımız olsun dimi tatlım....çok güzel yorumlamışsın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Delisin ya güldürdün beni :)) Teşekkür ederim canım benim güzel yorumun için

      Sil