5 Şubat 2013 Salı

John Verdon'ın kaleminden

John Verdon

     Güzel bir polisiye seriyle tanışmaya ne dersiniz? Yaşlanmış ama karizmasından eser kaybetmemiş bir yazarın kitaplarıyla tanıştırmak istiyorum sizi. John Verdon'ın  David Gurney' li serisi.
     Aklından Bir Sayı Tut yazarın Türkçe' ye çevrilen ilk kitabı. Kitabın arka kapağından alıntı:

     Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Aklından herhangi bir sayı tut – 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı." Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: "Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin… küçük zarfı aç."


Açılan zarftaki not da şöyledir:


"Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,
Bay 658."



Aklından Bir Sayı Tut

     Etkileyici değil mi?
     Roman  Mark' a gelen bu mektupla hareketlenmeye başlıyor. Mark adama istediği parayı ödemiş ama çeki iade edilmiştir. Korkusu gittikçe artan Mark, okul yıllarından tanıdığı arkadaşı emekli dedektif David Gurney' yi  arar. Sadece görüşüp, hasret giderme değildir amaç. Bu mektuptan ve sonrasındaki tehditlerden bahseder Mark.  David bunu pek önemsememiştir ta ki Mark öldürülünceye kadar. Bu mektupla birlikte 4 kişi daha ölür. David k
atilin bıraktığı çok enteresan ama bir yere vardırmayan ipuçlarıyla, başlar bu seri katilin peşine düşmeye.. ( Kitabın başlarındaki küçük bir ipucu katili bulmayı sağlıyor aslında ama ben okurken anlayamamıştım. Bakalım siz yakalayabilecek misiniz?) 


      Kitabın bazı yerlerinde atlamalar söz konusuydu. "Yazar başa çıkamadığı için konuyu es mi geçti yani?"diye düşünürken, (ki çok saçma bir durum, basımı yapılırken bir incelemeden geçiyor sonuçta.) çevirisinde eksiklerin ve hataların olduğunu öğrendim. Güzel bir kitabı çeviri hatasıyla bozmaları hiç adil değil doğrusu. Yapılan hata bazı olayların çözüme kavuşmaması ya da dile gelmemesi şeklinde.

     Kitapta %2 lik belki 3' lük bir hata söz konusu. O da okurken anlaşılmıyor. Yani keyifle okuyabilirsiniz. Sadece kitap bittiğinde yorumlarken kitabı "Ee, bu ne oldu?" gibi bir, iki cümle kurduruyor bu hata. Yine de bu hataları hoş görebileceklere  ve türü sevenlere okumalarını tavsiye ederim. Çok hoş ve akıllıca yazılmış bir kurgusu var.

  Bu kitabın bir de filmi çıkıyormuş ama tarihini bulamadım. İlgilenenler için gerilim yüklü bir fragmanı var.




Gözlerini Sımsıkı Kapat

        Gelelim serinin ikinci kitabı Gözlerini Sımsıkı Kapat' a. Hikaye oldukça kompleks ve enteresan ama cinayetlerinin türünden midir nedir, ilk kitabı kadar hoşlanamadım konudan. Yine de oldukça başarılı bir kitap. 

     İlk kitapta olduğu gibi bu kitapta da David' in evliliğinden ve uyumsuzluklarından bolca bahsediliyor. Bayan İlişki Uzmanı değilim ama (yazarla ilgili araştırma yaptığımda fark ettim) bu kadar uyumsuz bir evlilik tablosunu yazar kendi hayatında da yaşıyor gibi geldi bana. Üzücü bir durum gerçekten. 

       Evlilikleri yürümeyen çiftimizi bir kenara bırakıp işin polisiye yönüne geleyim. Düğün gününde öldürülen (başı kesiliyor) bir gelin, ünlü bir psikolog olan damat adayı, psikopat bir katil ve ortalardan kaybolan, bir türlü de bulunamayan bir bahçıvan.. 

Katil olarak bahçıvanı göstermeleri ve diğer dedektiflerin işi çözememesi üzerine David' e başvuruyor gelinin annesi. Her ne kadar eşiyle arasını bozmak istemese de işi kabul ediyor tabi biraz nazlandıktan sonra. 

Kitabın devamını da anlatmayayım ki zevki çıksın. Kitap ilki gibi heyecanlı ve bol aksiyonlu. Bulmaca çözer gibi cinayet çözmeye varsanız seriyi takip etmenizi öneririm. 

Serinin 3. kitabı da çıkmış  " Let the Devil Sleep"  ama henüz Türkçeye çevirisi yapılmadı. Şahsen ben bekliyorum bir an önce çevirisinin çıkmasını. 

Bırak da Şeytan Azıcık Uyusun 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder