29 Haziran 2014 Pazar

William Golding ~ Sineklerin Tanrısı

       Okuma Şenliği Yaz 2014 için seçtiğim ve bitirdiğim ikinci kitap Sineklerin Tanrısı oldu. Bu kitabı bir süredir bloglardan ve çevremden sıkça duyuyor, fazlasıyla da merak ediyordum. Merak ettiğim kadar varmış. "Daha önce neden tanışmadım?" diye sorduğum kitaplardan oldu Sineklerin Tanrısı. Kitabın arka kapağında çevirmenimiz Mina Urgan'ın da belirttiği gibi konusu Mercan Adası'nı andırıyor, tabii ki sadece başlangıçta. 

        Atom savaşlarının olduğu bir dünyada bir yere nakledilmek istenen bir uçak dolusu çocuk, uçak kazasıyla birlikte bir mercan adasına düşüyorlar ve onların da tabiriyle "büyüklerin olmadığı" bir adada kendi kurallarını koyarak, bir medeniyet kurmaya çalışıyorlar. Tabii bunu yaparken de bir güç savaşı halini alan iktidarlık söz konusu oluyor. 

         Golding'in sembolizmi inanılmaz kuvvetli ve insanı okurken yaşadığı dünyadan daha bir tiksindiriyor. Mina Urgan bunun aksini belirtse de ben Golding'in yaşadığı dünyaya pek de pozitif baktığına, bakabileceğine inanmadım okurken. 

         Kitapta beynin, fiziksek gücün, zorbalığın inanılmaz duru bir betimlemesi mevcut. Okuyucuyu yaşadığı dünyayı sorgulamaya itiyor. Bilmiyorum ne denli doğru bir cümle kurarım ancak "çocukların bir melek" olduğuna ben pek inanmıyor. Aslında bu kitap da aynen bunu doğruluyor. Benim mantığımda her çocuk saftır doğarken ve zamanla şartlar, imkanlar, ailevi etkenler doğrultusunda iyi ya da kötü olur. Buna bir teröristin de zamanında bir bebek olduğunu hatırlatarak sanırım tezimi daha net açıklayabilirim. 

        Kitapta ailesinden uzakta olan, içinde bir otorite korkusu yaşadığı için kendini bastıran çocukların, bu otoriteden uzakta yavaş yavaş içindeki canavarı ortaya çıkarmasını konu alıyor yazar, tabii bu canavar güçle birlikte ortaya çıkıyor. Bu nedenle de gücün aslında en büyük zaafımız ve en büyük üstünlüğümüz halini aldığını belirtiyor Golding.

        Kitabı okurken bir çok şey düşündüm aslında. Bunlardan biri de dünyayı baştan kurma şansımız olsa, yine mahveder miydik? sorusu oldu ve sanırım yine mahvederdik. Golding, kötülüğün de, iyiliğin de insanın tam içinde olduğunu; aranılan canavarın insandan başka hiçbir şey olmadığını belirtiyor. Sadece yarım saat haberleri izlemek bu tanıyı gayet yerinde bulmamızı sağlıyordur sanırım. 

        Ben bu kitap hakkında, bu kitaptan yola çıkarak dünya hakkında daha saatlerce konuşabilirim ancak sanırım sizleri kitapla başbaşa bırakma zamanım geldi. Okuyanlar var ise ve de kitap hakkında konuşmak ister ise ben buralardayım, keyifle tartışabilirim.

Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa Sayısı: 262 Sayfa

        Hepimize mümkün olmayacak olsa da barış dolu bir dünya temenni ediyorum. Kitaplı ve keyifli günler..



4 yorum:

  1. Kitap harika ve filmi de çok başarılıydı. Ben seyredeli çok uzun zaman oldu ama aklımda yer eden filmlerdendir. Bulursan seyret derim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filminin olduğunu tahmin etmiştim ama araştırmamıştım hiç. Bulup izlemek lazım o zaman.

      Sil
  2. Bu kitabı ben de çok merak ediyordum. Gerçi hala ediyorum. Okuyamadım çünkü henüz.

    Ayrıca bence de kaç şansımız olursa olsun bir şekilde becerip Dünya'yı yine mahvedeedik. Bizde o azim var. :)

    Bu arada kitabın kapağı çok güzelmiş. Sadece yazarın ve kitabın isminin yazdığı bir kapağı var sanırım bunun, böyle grimsi, dümdüz. O kapakla hayatta okumak istemem açıkçası. Bu baskısından bulup okuyacağım ben de bir şekilde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DnR'ın internet indirimlerinde görmüş ve de almıştım diye hatırlıyorum bu kitabı. Oraya bir bak istersen. Bu arada hazır merak ediyorken oku derim, senin sevdiğin türde, kafayı patlattıran kitaplardan.

      Sil