13 Temmuz 2014 Pazar

Amanda Hodgkinson ~ 22- Britanya Yolu

          Ben bu kitabın arka kapağını bile okumadan sırf kapak resmine bakarak almıştım. "Sırf kapağı için bile okunur" diye yazdığım postlarım dahi var. Ama neymiş dış görünüş aldatıcı oluyormuş. Kitabın ana konusu inanılmaz güzel aslına bakarsanız, yazarın ilk kitabında patlama yaratmak adına sonunda büyük bir ters köşe planlaması harika bir seçim. Ama yemek tarifi vermekle, onu yapmak bir olmuyor. Yazar da tam bu noktada işi berbat etmiş zaten. 

        Okuyucuyu geçmişe döndürerek merak olgusunu yüksek tutsa da, bunu okuyucuya sunarken bütün heyecanı kaçırıyor. Muhteşem bir haberi pat diye vermek gibi.. Konusunu biraz anlatarak yorumlamak en iyisi..

         II. Dünya Savaşı'nda Polonyalı bir çift, Silvana ve Janusz.. Savaşın çıkmasıyla Janusz'un orduya katılması, Silvana'nın minik bebekleri Aurek ile yalnız başına kalmasını konu alıyor kitap. 6 yıl sonra buluşan bu ailenin geçmişlerine yolculuk yaparak, savaşın açtığı yaraları okuyoruz hepsinin gözlerinden ve yeniden aile olabilme çabalarını. İngiltere'de 22- Britanya Yolu'nda bir evi yuva yapma çabalarına, saklanan sırlarla mücadelelerine ve bu sırların keşfine tek tek dalıyoruz.

        Kitabı okumaya başladığımda biraz sıkılmıştım. Aklıma " kitabın ortalarına geldiğimde inanılmaz bir kitap okuyor olacağım" düşüncesi vardı. Bu beklenti de nedense bana Kış Bahçesi'ni anımsatmasından dolayıydı. Böyle bir beklentiye uygun da ilerliyordu kitap. Vikitap'tan okuyucuların yorumlarına baktığımda şaşırmıştım hatta. Eleştiri doluydu kitap hakkında, ki sonlarına doğru iyice anladım bu eleştirinin sebebini. Kitabı okumak isteyenleri de üzmeden bir yorum yapmak istediğim için beğenmediğim yönlerini açık açık sermeyeceğim tabii ancak kitap ağırlıklı olarak dram üzerine ve bu konuda başarısı da okuyucunun kalbine işleyebilmesinde olmalıdır diye düşünüyorum. Etkilenmekten ziyade sıkıldığımı ve biraz da geçmişlerini deşerken boğulduğumu belirtmeliyim.

        Bu sıralar ben mi böyle kitaplara denk geliyorum bilmiyorum. Sanırım yeni yazarlardan ziyade büyük üstatlardan okumalıyım bir süre.

Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 456 Sayfa

         Kitaplı ve keyifli bir hafta bizimle olsun.

7 yorum:

  1. kapak gerçekten etkileyici

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke içeriği de öyle olsaydı.

      Sil
  2. ben de kapağına bakarak okunur demiştim ,beklesin biraz daha...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir 10 sene bekletmekte fayda var

      Sil
  3. güzel paylaşım teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. Paylaşımlarınız çok başarılı, sitenizi ilgiyle takip ediyorum..
    Tek Parça izle
    Tek Parça izle

    YanıtlaSil