15 Mart 2013 Cuma

Peyami Safa~ Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

     Dokuzuncu Hariciye Koğuşu nasıl oldu da gözümden kaçtı bilmiyorum. Yeni aldım, almışken de hemen bitireyim istedim. Güzel bir dile sahip, acı bir hikaye. 

     7 yaşından beri ağır bir hastalık geçiren 15 yaşında bir gencin hastalık ve tedavi dönemini ve de bu sürede yaşadığı aşkı anlatan muhteşem bir kitap. 

     Arada sırada okunmalı bu kitap. Şükretmeyi, sağlığın ne kadar önemli olduğunu hatırlamayı sağlıyor. Kitaptan bir çok alıntım var ve içlerinden seçip azaltmak istemedim. Her biri bir ders çünkü. İşte alıntılarım:


" Yalnız başıma demir parmaklıklı kapıdan içeri girerdim, dokuzuncu hariciye koğuşuna doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm..."


" Felaketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil... Annelere anlatılan keder taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür."


" Bazan etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar." 


" Dünyanın hiçbir Nüzhet'i yalan söylememelidir."


"Bizden uzaklaşmadıkça bize görünmeyen sıhhat, alışkanlığın verdiği hissizlikle, sağlamların şuurundan kaçıp nasıl ve nereye saklanıyor? Onu ben görüyorum çünkü benden uzak..."


"Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler."

2 yorum:

  1. harika bir kitaptır okumuş olmana çok sevindim benim için paha biçilmez bir kitap çok acıklı ama çok da ders verici

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle canım tekrar tekrar okuyacağım bir kitap oldu. Çok etkiledi beni.

      Sil