Finali sağlam yapan filmler denince akla ilk önce 6. his geliyor sanırım. İnsanın ağzını açık bırakan, " Vay be!" dedirten sonlarıyla başlı başına efsane olan daha bir çok film var tabii. Bir kaç isim yad etmek gerekirse;
 |
| Prestij |
Arkadaşlarıma " İzlemeden ölme!" dediğim filmlerin başında geliyor. Sihirbazlar dünyasının iki başarılı sahne sihirbazı numaralarının birinde yaptıkları geri dönülemez bir hata yüzünden birbirleriyle "kan davalı" hale gelmişlerdir. Birbirlerini geçmek ve sabote etmek konusunda da sihir de olduğu kadar başarılı bu iki adamın çekişme dolu hayatlarının hikayesi. Filmin başrollerinde Hugh Jackman ve Christian Bale yer alıyor.
Bab-ı Esrar kitabıyla tanıştım Ahmet Ümit' le. Polisiye türünün başarılı isimlerinden biri. Kurgusuna bir tutam tarih de serpiştirdi mi kitapları nadide hazinelerimden biri haline geliyor.
Yazarla tanışmam en başarılı kitaplarıyla olduğu için olsa gerek, bütün kitaplarından beklentim çok yüksekti. Ne yazık ki her kitabından aynı lezzeti alamadım ben. Yine de her kitabından biraz bahsetmek adına tek bir yazıda toplamak istedim okuduğum kitaplarını.
Mimlenmek konusunda bir fikre sahip değilken beni mimlediği için
öncelikle Orianthe Racheal 'e
teşekkür etmeliyim. Sayesinde yeni bir şey öğrendim.
Mimlendiğim için beni
mimleyenin sorularına cevap vermeli, kendim hakkında 11 gerçeğimi de itiraf
edip birilerini mimlemeliymişim ben de. Bir cümle içinde bu kadar çok mim
geçmesi sanırım ne yapacağını bilememezlikten kaynaklanıyor. :)
İşte sorularım:
Geldik bir serinin daha sonuna. Seri hakkında yorumlarım bir kenara da (bir bayandan bunları duymak her ne kadar ironik olsa da ) bayanlar böyle kitaplar okuyup Bay Mükemmel' in var olduğunu sanıyorlar sonra da neden aşk yok diyorlar. Hem yakışıklı, hem 10 parmağında 10 marifet, hem kültürlü, hem zengin, hem aşık, hem üzerine titreyen (seni her şeyden korumaya çalışan), sen gideceksin diye ödü kopan, sensiz yapamayan, otoriterliği ve şefkati terazide dengelenmiş erkek henüz doğmadı ne yazık ki. Kitabı bitirdiğimde yazar erkek olsaydı Bay Grey acaba böyle bir hayat mı yaşardı diye düşünmeden edemedim.
Çocukken "Büyümek istiyorum.", " Ben büyüdüm." diye ortalıkta gezmeyi ne severdim. Büyüyünce yasaklar, "olmaz" lar kalkar, kalkınca da hayatın tadını çıkarırım sanıyor insan. Asıl büyüyünce başlamıyor mu yasaklar? Ailen için, sevdiklerin için bir şeyler yapman, yeri geldi mi de kendinden bile vazgeçmen gerekiyor.
Demet Altınyeleklioğlu' nun muhteşem bir çevirmen olduğu inkar edilemez. Başlattığı sultanlar serisinde de güzel bir yazar olduğunu kanıtladı. Serinin son kitabı " Kara Kraliçe Kösem" de diğer kitapları gibi tarihi hikayeleştirerek fark ettirmeden öğretmek amacıyla yazılmış.
Diğer kitaplarından farklı olarak bu kitapta diğer karakterlerin düşünceleri de dile gelmiş. Her zamanki gibi harem hayatı konusunda bilgiler verilmiş, eski sultanlar cümle aralarında yad edilmiş, bolca entrika da serpiştirilmiş ve hizmetçi Nasya' nın Sultan Ahmet' in zevcesi Mahpeyker Kösem' e sonra da Valide-i Muazzama olma yoluna giden süreci güzelce işlenmiş.
Yakışıklı Ceo muz Cristian' ın sırlarına giriş yaptığımız bu kitabın adı da buradan gelme.
Cristian, Ana ile"vanilya" ilişkiye başlar ve çift halinde oldukça hızlı adımlar atarlar. Havada uçuşan "Seni seviyorum"lar ve beklendiği gibi bolca sekse bir de küçük çaplı aksiyon katmak istemiş yazar.
Kafamın dağınık olduğu şu günlerde hasta bakıcılığıma tuz biber olsun diyerek okuduğum bu kitap hakkında söylenecek pek bir şey yok aslında. Edebi yönü sıfır, kafa dağıtma yönü serinin ilk kitabına göre düşük (ya da beni baydığı için durum böyle). Serinin üçüncü kitabını da almış bulunduğum için ve sanırım sıkıcı ayıma renk katması amacıyla okumayı planlıyorum ama önerir miyim pek sanmıyorum. Yine de emeğe saygı diyerek sevdiğim bir yönünü de belirtmem gerekirse mailleşmelerini okurken ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta da çok güldüm.