30 Temmuz 2013 Salı

Richard Wright~ Kara Çocuk

      Eski ve eski ve kıymeti hala tam olarak bilinmemiş bir kitapla tanışmaya ne dersiniz? Size mutlu bir son vaat etmiyorum, size gerçeklerin, düzenin en çarpıcı; en yaralayıcı halini bir çocuğun gözünden, gerçek bir hikayeden okumayı vaat edebiliyorum sadece.

      6 yaşında bir çocuğun gözünden dünya ne kadar kötü olabilir? Cevabını bilebilmek için sefalete, terk edilmeye mahkum olmak gerekir. 1945 yılında yayımlanan Kara Çocuk, Richard Wright’ın kendi hayatından yola çıkarak yazdığı, Amerikan zencilerinin durumunu, dışlanmışlıklarını, mahkum edildikleri sefaleti bir çocuğun gözünden anlatan inanılmaz bir kitap.  “Akşamları odamda kitap okurken komşu mutfaklardan birinde kızaran etin kokusu burnuma gelir, insan dilediği kadar et bulursa ne hisseder, onu çıkarmaya çalışırdım. Düşüncelerime yol verir, her yemekte et yiyen bir ailenin çocuğu olduğumu kurar, sonra bu boş hayallerden bezip ayağa kalkar, bana acı çektiren kokuyu duymamak için pencereyi kapardım.”

       Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitapla karşılaşmamıştım. Şeker Portakalı’nın afacan kahramanı Zeze’ye benzettim Richard Wright’ın çocukluğunu. Ufak tefek yaramazlıklarla, sorduğu sorularla hayatı tanımaya başlayan Richard için hayat pek de kolay değildir. Bağnaz ailesine göre soruları yüzünden şeytandan, zenci olduğu için beyazların gözünde bir köleden farkı yoktur. 

       Ailesindeki bağnazlıkla mücadele eden; şiddeti ilk önce ailede tanıyan Richard’ın yaşadıklarını okurken Amerikan toplumunun en önemli sorunlarından biri olan Zenci-Beyaz ayrımını zenciler açısından net bir şekilde kavrayabilirsiniz. “ Neden soru sormak kötü bir şeydi? Cezalara karşı direnmekte haksız mıydım? .. Haksız da bulsa güce boyun eğmeli miydi insan?.. Zeka ile olayları sezme gücünün hiçe sayıldığı, başeğme ve geleneğin her şeyi kapsadığı bir dünyada nasıl yaşanabilirdi?” 

       Güneyde başlayıp, özgürlükle sonlandırılmaya çalışılan bu yolculuğa bayılacaksınız.

      “Hayat; mısır lapası, sebze, okul, yalnızlık, ruhun başka şeylere doğru atılımı ve yeniden uyku demekti.”

       Bu kitabı Okuma Şenliği: Yaz 2013 etkinliğinin "10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara " kategorisi için seçtim ("Bu etkinlik nedir, kimler katılıyor?" görmek isterseniz buraya tıklayıp, katılımcıların listelerine ulaşabilirsiniz.) ve annemin kitaplığında bulduğum biraz da araştırma yapmadan, önyargıyla başladığım bu kitaba aşık oldum diyebilirim. Daha ilk sayfasından tatmin edici bir kitapla tanıştığıma inandırdı beni. Bitmesin diye sindire sindire okuduğum bu kitabın, her ne kadar ağır ve üzücü bir konusu olsa da insanda bıraktığı enteresan bir pozitif etkisi var. Taze okuyucusundan şiddetle tavsiyedir:) Yazar hakkında bilgi edinmek isteyenler buraya tıklayabilir.

Kitaplı ve Keyifli Günler..


2 yorum:

  1. süper ya bulursam okuyacağım bunu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım bulursun canım. Elimdeki kitap pek sağlıklı değil,benim tıklım tıklım Yolculuklarımı kaldırabilicek olsaydı getirirdim sana.

      Sil