13 Temmuz 2014 Pazar

Amanda Hodgkinson ~ 22- Britanya Yolu

          Ben bu kitabın arka kapağını bile okumadan sırf kapak resmine bakarak almıştım. "Sırf kapağı için bile okunur" diye yazdığım postlarım dahi var. Ama neymiş dış görünüş aldatıcı oluyormuş. Kitabın ana konusu inanılmaz güzel aslına bakarsanız, yazarın ilk kitabında patlama yaratmak adına sonunda büyük bir ters köşe planlaması harika bir seçim. Ama yemek tarifi vermekle, onu yapmak bir olmuyor. Yazar da tam bu noktada işi berbat etmiş zaten. 

        Okuyucuyu geçmişe döndürerek merak olgusunu yüksek tutsa da, bunu okuyucuya sunarken bütün heyecanı kaçırıyor. Muhteşem bir haberi pat diye vermek gibi.. Konusunu biraz anlatarak yorumlamak en iyisi..

         II. Dünya Savaşı'nda Polonyalı bir çift, Silvana ve Janusz..

#Diren Hayal@

          Merhabalar, şu sıralar demeyeceğim tam olarak 8.5 aydır ne blogumla, ne de kendimle pek alakam yok. Bu iş beni çok yordu. Gençliğim gitti, inanır mısınız saçlarıma aklar düştü demeden konuyu toparlama niyetindeyim ki yapacağım. İşler yoğun mu yoğun, ama dert iş yükü ya da yoğunluk değil. Günde ortalama yaşanan 1 milyon kriz ve bununla baş etmek için işe alınmış bir mini mini ben. 

          İşin bu stresi, yoğunluğu beni mutlu ediyor. Her geçen güne kendime daha da fazlasını ekleyerek, mental açıdan büyüyerek ilerlemekten keyif alıyorum. Fark etmediğimse, benim bu keyfime ne yazık ki bedenim eşlik edemiyor. Daha 24 yaşında mide ağrıları, baş ağrıları derken kan şekerinin düşmesine kadar vücut bir yerden o stresi çıkartıyor. Her gün adını bile bilmediğim bir sorunla önüme geliyorlar ki ben de bunu hallederek o adı öğrenmiş oluyorum. Oluyorum ama son 2 aydır kemiklerimin "tatil, tatill" diye inlediğini duyuyorum. Kemikler dile geldi varın gerisini siz düşünün. 


          En son ne zaman şapşal bakışlarla insanlara bakmadığımı hatırlayamıyorum. Şaşkın ve de tepkili bir ördek olarak geziniyorum desem sanırım yalan olmayacak.    

  

Kitap bunun neresinde derseniz, kitaplar hayallerde, hayellerimde.. Kalbimde yaşatıyorum onları. Ne zaman fırsat bulsam elime alıyor, aklımın işe kayması nedeniyle okuduğum 2 sayfayı yeni baştan okuyarak, 2-3 haftada bir kitabı ancak bitiriyorum.

 Özetle "Yorulduk ey halkım, unutma bizi!" diyorum. Ama yolda, yağmurda, çamurda sevdiğim blogları takip ediyor, imreniyor, bir "ah" çekerek onların okuduğu kitapları okumayı diliyorum. Bir de bu aralar bir çok bloggerımızı evlendirdik, balayı postlarıyla karşımıza çıkıyorlar ki en kötüsü de onlar. O denizi, güneşi, kokteyllerini ellerine alıp, kumsalda uzanmış insanları kıskanmadan da duramıyorum. Ev kelimesine "l" harfi bile gelse ortamdan kaçan bir insanken, bekar halimle balayı izni nasıl alabilirim derdine düştüm gelin siz düşünün ne hallerdeyim.


Neyse güzel bir acındırdığıma göre bu gece yatmadan hayal@'in tatil izni alması için dua edersiniz diye umuyorum:)

Güzel ve huzurlu bir hafta bizimle olsun.