30 Ağustos 2013 Cuma

Zafer Bayramı

     Bizim her sevincimizde bir burukluk vardır, savaş görmüş her halk gibi..



Yazar Ayları Eylül

        Sevgili Pinuccia'nın başlattığı ve bir çok yeni yazar, kitap tanıma imkanı bulduğumuz Yazar Ayları etkinliğinde Eylül yazarımız oy birliği ile Stephen King oldu. Ben henüz Stephen King'in kitaplarıyla tanışmadım. Bunda çocukluğumun ürpertici sinema uyarlamaları büyük etki oluşturmuştu. Yıllardır elim varıp da okuyamamıştım kitaplarını. Ama oylamada ismini görünce beni yeni yazarlarla tanıştıran bu etkinliğin Stephen King'le de dostluk kurmama bahane olacağını düşünerek oyumu Stephen King'den yana kullanmıştım. 

       Yazarımız belli oldu ama bir de sponsorumuz oldu. Altın Kitaplar'dan güzel bir destek geldi etkinlik için. Aşağıda gördüğünüz bu güzel kitaplar da Altın Kitaplar'ın hediyesi. Çekilişe katılmak ve çekiliş kurallarını öğrenmek için buraya tıklayınız. Çekiliş kurallarında blogu olmayan arkadaşların misafir yayın yapma zorunluluğu var, okuduğunuz kitap hakkında yorumlarınızı öğrenebilmemiz için. Blogu olmayan arkadaşlar misafir olmak isterlerse, sizleri blogumda ağırlamaktan keyif duyarım. 




29 Ağustos 2013 Perşembe

Mutluluk Paketi Hediyelerimiz

        Etkinliğimizi yapmış, kurayla çiftlerimizi belirlemiştik. Henüz paketlerin bir kısmı sahiplerine ulaşmadıysa da ulaşanları buradan paylaşıp ne ciciler hediye edilmiş göstermek istiyorum. Bakalım kimlere ne ciciler gitmiş:)



                        AdaveDeniz blogunun sahibesi güzel hediyeleriyle buluştu. Hediyelerden boks eldiveni bile çıkmış hatta:) 



                           Bu güzellikler de Sena' nın hediyeleri. Özellikle gözlüğe bayıldım:)


         Diğer bloggerlarımızın hediyeleri ulaşmadığı için yazılarını yayınlandıklarında ekleme yapacağım. Şimdiden herkesin hediyelerini güle güle kullanmasını diliyorum.  Umarım güzel ve eğlenceli bir etkinlik olmuştur. Ve tabii ki güzel dostlukların da temelinin atılmış olmasını diliyorum.



Kristin Hannah ~ Kış Bahçesi

        Kitabımı 2 gün önce bitirmiştim aslında ama ne yorumlayacak gücü bulabildim kendimde, ne de zamanı. Çok etkilendim ben bu hikayeden. Mükemmel bir kurguyu ve acı bir tarihi buluşturmuş Kristin Hannah Kış Bahçesi'nde. Daha önce yazarın kitaplarını okumamıştım. Kış Bahçesi'ndan sonra diğer kitaplarını da " Mutlaka Okumalıyım" listeme ekledim. Etkilenerek okunan yazar bulunca bütün kitaplarını okumamak da olmaz zaten :)

        Ben bu kitabı neden okuduğumu şurada anlatmıştım. Kitabın bitişiyle teyzemin neden bu kadar etkilendiğini çok net bir şekilde anladım. Öyle tatlı bir dili ve hüzünlü bir hikayesi var ki.. Anne ve kızların birbirleriyle iletişim kurmaya başlaması, yeni yarattıkları sofra gelenekleri, özellikle de masalın derin izleri insanı çok duygulandırıyor.

        Rusya'nın Alman işgalinde kaldığı  Leningrad Kuşatması'ndan

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Kitaplaşma Etkinliği

        Sevgili Marla'nın Elbisesi' nin başlattığı kupalaşma-kitaplaşma etkinliğine katılmış ve bu sayede Matmazeella ile tanışmıştım. Güzel bir şansla kendisiyle Mutluluk Paketi etkinliğinde de eşleştim ve paketimi pazartesi göndereceğim. Matmazeella'nın kupalaşma etkinliği için gönderdiği hediyeler 3 gün önce gelmişti ama evde misafirlerimiz dolu olunca bir türlü kafayı kaldırıp, fotoğrafını çekememiştim. Doğrusu şimdi de başarılı bir çekim gerçekleştiremedim. İşte hediyelerim;



         Yolladığımız kitaplarımız, okuduğumuz kitaplardan olacaktı. O da bana severek okuduğu ve benim de severek okuyacağım bu güzel kitapları yollamış. Kitaplarıma tam anlamıyla bayıldım ki bir tanesini görünce duygulanmadan edemedim. Ben Kahramanmaraş'ta doğmuş ve sadece 3 aylıkken oradan ayrılmışım. O zaman bu zamandır görmedim Maraş'ı ve Esra'nın Maraş'ta oturuyor oluşu sohbetimizi koyulaştırmıştı. Yolladığı kitap beni bu yüzden çok duygulandırdı. Bana Maraş'ı anlatarak beni öyle mutlu etmişti ki bir de üstüne okumam için güzel bir kitap göndermiş. İnceliği için öncelikle çok teşekkür ederim ona.  

        Yarı Çinli sayıldığım için artık Yeşil Çay'ın bendeki yeri başka:) Şu arkadan göz kırpan zarfta birbirinden güzel yazılar mevcut ki kendimde saklı tutma kararındayım:) Bu kadarla da bitirmeyip, beni daha da mahçup etti;



        Kupalaşma Etkinliği kupasız olur mu? Çok şirin bir kupam oldu. Ne yazık ki kargoda kırılmış. O kadar uğraşarak paketlemiş ki kırılmasın diye emeğine çok üzüldüm ama farklı bir amaçla her daim masamda yeri olacak bu kupanın. 

        Ve daha bir çok güzellik gördüğünüz gibi. Her birini denedim, kokladım ve bayıldım. Taşlı bilekliğin yanındakiler 4 tane tester parfüm ve muhteşem kokuyorlar:)  Güzel hediyeleri için ona bir kez daha teşekkür etmek istiyorum özellikle de Maraş kitabı için. 



Ne Okuyorum

         Yazar Ayları etkinliği tüm hızıyla sürerken ben Ağustos yazarımızı okuyup, bu ayı geride bıraktım. Eylül ayında Stephen King okuyacağımızın duyurusu henüz yapılmadıysa da oylamalar Stephen King'li bir Eylül'ün bizi beklediğini gösteriyor. Ben de çocukluk fobim haline gelen kitap uyarlamalı filmlerinden dolayı Stephen King'e henüz başlayamadım. Bu bahaneyle Eylül'de bol bol Stephen King okuyacağım. ( Konumuz bu değil ama yeri gelmişken duyurusunu yapayım istedim.)

 
        Eylül ayımı bu planla doldurunca da Okuma Şenliği'ndeki listemi tamamlamaya çalışıyorum bir an önce. Bu sebeple Herkesin okuduğunu düşünüp de henüz okumadığım kitap olarak Kristin Hannah' ın Kış Bahçesi'ni seçtim. Herkesin okuduğunu düşünmüyorum ama bizim ailede ben hariç herkes ya okudu ya da okumaya can atıyor statüsünde. Bu kitabın bir özelliği var bizim için, bu sebeple bizim evde bu kadar popüler durumda. Anneannemin yeğeni, yani teyzem tatillerinin sonunda bizi ziyarete geldiler ve tatilde okuduğu bu kitabı duygulanarak anlatmaya başladı.

         Bizim için bu kitabı özel yapan hikayemiz şöyle; büyük anneannem Rusya'da doğup, büyümüş bir Bulgar göçmeniymiş. Büyük dedemse Rus Savaşı sırasında askermiş ve geri dönüşüne izin verilmeyince tütün üretimine girerek orada yaşamaya başlamış ve gel zaman git zaman birbirlerini bulmuş bu güzel aşıklar. 2 çocukları ( teyzemin annesi ve diğer büyük teyzem) Rusya'da doğmuş ve tam olarak anlamadığım bir sebeple Türkiye'ye göçmüşler. Burada da anneannem

Jane Austen ~ Akıl ve Tutku

        Jane Austen'dan okuduğum 4. kitabım da bitti. (Okuduğum diğer kitaplarına buradan bakabilirsiniz.) Geriye İkna ve Umut Parkı kaldılar. Onları da bu sene içerisinde tamamlamayı planlıyorum. 

       Jane Austen' ın basılan ilk romanı olan Akıl ve Tutku 1811 yılında yayınlandı. Jane Austen'ın kendisinden ve kız kardeşinden bir çok kesit bulunan bu kitapta Jane, ilişkilerde aklı ve tutkuyu yine kendi güzel üslubu ve ironileriyle sorgulamış. Bu konuyla ilgili güzel bir kaynak buldum, yeri gelmişken tık tık

       Jane Austen' ın en sevdiğim kitabı, Aşk ve Gurur'u geride bırakan Emma oldu. Konusuyla ve nükteleriyle büyülemişti beni. Akıl ve Tutku'yu da çok beğenmeme rağmen kitap, üçüncülüğü Northanger Manastırı'yla paylaşmak durumunda kaldı.

      Jane Austen' ın çevresindeki insanları karakterize etmesine, dönemin düşünce yapısını anlatışına ve

23 Ağustos 2013 Cuma

Şu Sıralar Ben..

         Enteresan bir başlıkla başladım, klasikleşmiş "Ne Okuyorum" başlığım yerine. Okumaktan fazlasını yapıyorum şu aralar çok anlarmışım gibi..


      Şu sıralar ben "Yapmam, ıı ıh sondu" dediğim şeyi yapıyor ve yine e-kitap okuyorum. Okuma Şenliği için seçtiğim Jane Austen kitabım Akıl ve Tutku'yu "2 hafta tatil yapacağım Antalya'da" diyerek İstanbul'da bırakınca ve 3 aydır burada mahsur kalınca artık dayanamadım ve e-kitabına başladım. Zorlanıyorum, gözlerim ağrıyor ( alerjik sebeplerle) ve tabii ki güzelim kitaplara dokunmanın tadını alamayıp yarım kalıyorum. Olsun yine de aklıma koydum, okuyorum. Yakında yorum yazımı yazacağım için şimdilik kitaptan bahsetmiyorum.

        Şu sıralar ben alışkanlıklarımdan uzak bir huzurevi hayatı yaşıyorum küçük bir ilçede. "Sıkıldım" cümlesi kurup, söylenmekten de haz etmeyince; kendimi sanata vurdum günlerdir. Her şey bir arkadaşımın kulaklarını çınlatmakla başladı. Başladı ama önünü alamadık. Çocukluğumda kalan kara kalem sevdam bir hobi olarak tekrar gün yüzüne çıktı. Resim kurslarına giden teyzelerin de desteğiyle yağlı boyaya dönüştürüldü ve bir bakmışsın eline fırça almamış ben, yağlı boya yapıyorum. Yapıyorum diyorum ama yapamıyorum da aslında. "Yaparsın" diye gazı veren teyzeler, "Şurası nasıl düzeltilir?" diye sorunca ortadan kayboluverdiler ne yazık ki. Kaldım tablomla başbaşa. 2 günlük işi daha var çalışmamın ama ilk günkü haliyle şöyle:



         Figürüm beni kara kalemle başbaşa bırakan arkadaşımın ta kendisi. O, pozu verdi; ben çizdim. Tabii "Sanatı katletmemek lazım!" diyerek de figürü siyah, arka planı bordo yapmaya karar verdim. Resmin %90'ı tamamlanmış durumda. Son rütuşlardan sonra paylaşacağım resmimi. Bir Da Vinci olamama yolunda ilerliyorum anlayacağınız. Ders almadığım gibi ikinci bir tablo planımı da oluşturdum kafamda. Allah sanat camiasına sabır versin.

        Ve son olarak da şu sıralar ben garip bir yorgunluk ve halsizlikle boğuşuyorum. Geçer, gider diye umuyor; denizin tadını çıkarmaya çalışıyorum. Sizler neler yapıyorsunuz? Ne tür bir ruh halindesiniz? 

        Bu kez önce Keyifli sonra Kitaplı günler diliyorum..



Misafirim Var :)

        Bugün blogumda bir misafirim var.  Sevgili  OjeBahçesi'ni ağırlıyorum bugün blogumda. Ben lafı uzatmadan, sözü kendisine bırakıyorum. 


Merhabalar , 
Geçen hafta şu yazıda Pamuk Şeker ve Matmazeella'nın düzenledikleri misafir günü etkinliğinden bahsetmiş ve şu yazıyı yazmıştım :) 
Bu hafta yeni bir konu ve yeni bir eş ile yine karşınızdayım bu hafta ki eşim sevgili Hayal@ oldu konumuz ise Yaşadığımız komik bir anımızı anımsatan veya anımızla ilgili olan bir eşyayı paylaşmak ve olayları detaylıca anlatmak.
Benim anım baya bir eskiye dayanıyor. Şuan 18 yaşındayım ve 8 yıl öncesinde hayatıma giren ve o zamandan beri en yakın arkadaşım sırdaşım olan kişi ile ilk tanışmamızı içeriyor bu anı. Ben voleybolcuyum ve yaklaşık olarak 8-9 yıldır bu sporu yapıyorum. Benim ilk yılımın ortalarında arkadaşımda bulunduğum kulübe geldi. Ben onun üstü sayılıyordum ve antrenör onu çalıştırmamı istedi ama o kadar zorlu bir iş vermiş ki bana hayret ettim. O kadar gücünü kullanamayan katı bir insan olamaz yeteneksiz değil ama yeteneğini gücünü kullanamayan biri. Çalışmaya başladık ama ne dersem tersini yapıyordu. Beni o kadar zorladı ki artık ilişkimiz kavga boyutuna geldi ve antrenöre kadar gitti bu konu. Bizimki düşmanlık oldu ve artık çalışırken onu daha fazla zorlayıp çalışsın diye sert davranmaya başladım bir gün kafasına çok sert bir darbe yiyince voleybol oynamayı bıraktı ve bir daha da oynamadı ama siz nasıl bu kadar uzun zamandır berabersiniz o zaman derseniz hayatıma tekrar 2 yıl sonra girdi bir daha da hiç çıkmadı. 

                                    

Ne zaman bir voleybol topu görsek hep bir gülücük olur yüzümüzde birbirimize bakar güleriz. Bir sürü maceramız var onunla ve iyi ki böyle bir dostum var :) 
Anlatınca komik olmasa da bizim için çok değerli bir anıdır ve öyle kalacaktır.. Beni blogunda konuk eden sevgili Hayal@ e ve bu güzel etkinlikte bizi buluşturup farklı ve orjinal konular bulan Pamuk Şeker ve Matmazellaya tekrar çok teşekkür ediyorum. Sizde bu güzel etkinliğe katılmak isterseniz  buraya tıklayıp istediğiniz hafta katılabilirsiniz :) 
Benimde bir etkinliğim var eğer bir bakmak isterseniz de buraya tıklayabilirsiniz :) 

Herkese mutlu günler her zaman gülümseyin ! 

        Edit: Ben de sevgili OjeBahçesi'nin misafiri oldum. Yazımı okumak ve henüz bloguyla tanışmadıysanız OjeBahçesi'ni keşfetmek için buraya tıklayabilirsiniz.

18 Ağustos 2013 Pazar

Mutluluk Paketi Eşleşmeleri

         4 Ağustos'ta başlattığım etkinliğe katılan herkese öncelikle teşekkür ederim. Hediyeleşmek, yeni arkadaşlar edinmek ve umarım bunun sürekliliğini de sağlamak adına başladığımız etkinlikte katılımcı sayımız biraz düşük oldu ama böyle de çok güzel bir etkinlik oldu benim için. Bir kişinin fazla kalması sebebiyle kendimi 2 defa yazdım listeye ve sonuç itibariyle listemiz şöyle:

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Tolga Karanlıkoğlu'yla Mavi Ayın Altında Röportajımız

         Tolga Karanlıkoğlu ile güzel bir röportaj yapacağımızdan daha önce bahsetmiştim.Tolga Bey'in imzalı kitabını göndermesiyle beraber maille sohbetimize başladık. Kendisi beni kırmadı ve benimle röportajı kabul etti hatta Kara Büyü kitabı için de bir röportaj sözü aldım:) Röportajımıza geçmeden önce Tolga Bey hakkında izlenimlerinden bahsetmek istiyorum biraz. 

        Bu kadar alçakgönüllü, içinde inanılmaz güzel bir yazma aşkı bulunan bir yazarla tanışmak benim için mutluluk vericiydi. Tolga Bey'le röportaj yaparken heyecanlanmadan duramadım tabii ki. Ama içtenliği ve güzel sohbetiyle bu heyecanımı aldı götürdü. O kendisinden alçakgönüllülükle bahsediyor hep ama iyi bir yazar olması dışında inanılmaz bilinçli bir kitapsever de aynı zamanda. Kitapları üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdik kendisiyle. Röportajımız maille oldu ama ben Tolga Bey'den gelen mailleri okurken yanıma kahvemi eksik etmedim. Siz de kahvelerinizi aldıysanız, sizi tatlı bir sohbetle başbaşa bırakıyorum..

Tolga Karanlıkoğlu ~ Mavi Ayın Altında

         Mavi Ayın Altında kitabını bitirip hemen yorumlamak istedim ama finalin etkisinden de pek çıkabildiğimi söyleyemeyeceğim. Yazım tarzındaki farklılıkla şaşırtan Tolga Bey, ters köşesiyle de tamamen büyüledi beni. Bir sonraki postumun da Tolga Bey'le yaptığımız röportaj olduğunu belirtip, geçiyorum kitabı anlatmaya.

        Kitabımızın ana karakteri John'un pek de memnun olmadığı ve hatta bu sebeple özgüvenini yitirdiği bir özelliği vardır; geleceği görmek.. New York'un tenha sokaklarında peşisıra işlenen cinayetler ve bu cinayetleri açığa çıkarmak isteyen 2 kişi, Dedektif Wiley ve güzel muhabir Jena.. Bu 2 kişinin yolları John'la bir şekilde kesişir ve John'un özel güçleri cinayetleri aydınlatmak için kullanılmaya başlanır. İşlenecek cinayetleri

Takvimin En Acı Günü


         17 Ağustos depremini hepimizin ömründen ömür alan bir süreçti. Kimileri bizzat yaşadı, kimileri televizyon başında göçüklerden çıkarılacak canlı umuduyla yakardı, kimileri de canlarından, sevdiklerinden oldu. 17 Ağustos'u ben İstanbul'da yaşadım ve daha çocuktum bütün bu acılar yaşanırken. Ama unutmadım, deprem denen şeyin korkunçluğundan çok binalardan korktum ben. Depremin değil binaların öldürdüğünü daha 9 yaşında öğrendim. Kurulacak binlerce cümlem var elbet ama fotoğraflar anlatsın her şeyi.











       Bütün kayıplarımızı rahmetle anıyoruz..

16 Ağustos 2013 Cuma

Etkinliğimiz İçin Hatırlatma

         4 Ağustos'ta Mutluluk Paketi etkinliği başlatmıştım. Bu etkinliğe şu an itibariyle 8 kişi katıldı. Bizler birbirimize hediyelerimizi gönderecek, güzel dostluklar kuracağız ve sizleri de bekliyoruz. Etkinlik hakkında bilgi edinmek ve katılmak için buraya tıklamanız yeterli. 

        Kitaplı ve Keyifli Günler..

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Ne Okuyorum

         Bugün sabah kargoyla uyandım ve Tolga Bey'den imzalı 2 adet kitapla karşılaştım. Bendeki mutluluğu tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde. İlk sayfalarında Tolga Bey'in içten bir mesajıyla karşılıyordu kitaplar beni. Yeni bir yazarla tanışma heyecanım, gün boyu süren telaşlara maruz kalınca henüz kitabı ilerletemedim. O sebeple konuyu değil şu anda kaldığım 37. sayfaya kadar olan düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

         Kitabı okuyorum ama şu soru aklımdan bir türlü çıkmıyor " Bir yabancı yazarın çeviri kitabını okur gibi hissediyorum kendimi ama ailevi olaylarda, düşüncelerde Türklere özgü şeyler buluyorum. Bu karşıtlık neden beni rahatsız etmiyor?" Sorumun cevabını şöyle verdim kendime "Karşıtlıkları sentezlemiş". Cevabım basitti ama bunun ne kadar zor yapılabileceğini de yazar hakkında düşüncelerimin bir köşesine hemen yazdım. 

          Yorumum ve beni kırmayarak röportaj teklifimi kabul eden Tolga Karanlıkoğlu'yla yapacağımız sohbet de yakında blogumda olacak. Kendisine güzel dilekleri ve kabul ettiği röportaj için bir kez daha teşekkür ediyorum.

          Kitaplı ve Keyifli Günler..



12 Ağustos 2013 Pazartesi

Can Yücel

        14 yıl önce aramızdan ayrılan güzel şair, güzel insan Can Yücel'in ölüm yıl dönümü bugün.


Şiirli ve Edebiyatlı Günler..


Emin Çölaşan ~ Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi

        Okuma Şenliği'nin  Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara kategorisi için seçtim bu kitabı.

         "Kovulduk ey halkım unutma bizi" sözünü siz çok kullanır mısınız bilmiyorum ama bizim evde özellikle anneme karşı kullandığım bir cümledir "kovulduk" kısmını değiştirerek tabii (Acıktık ey halkım unutma bizi). 

        Emin Çölaşan'ın 2007'de Hürriyet'ten kovulmasının perde arkasını, medyanın iç yüzünü anlattığı ve kendini, ailesini ve baskılara karşı mücadelesini, yaşadığı zorlukları okuyucusuna içini döke döke anlatıyor bu kitabında. Kitabının başında başlıyor daha ailesini anlatarak içini dökmeye ve devam ediyor baskıyla nasıl zor mücadele ettiğine.

        Milliyet'ten Hürriyet'e geçişini, iktidarın gelişiyle birlikte değişen dengeleri,

Okuma Şenliği Temmuz 9'dan Ağustos 9'a

        Sevgili Pinuccia'nın başlattığı etkinlikte 1 ayı geride bıraktık. Etkinlik sahibemiz Pınar'ın da isteğiyle 1 ayda neler okudum, hangi kategorileri tamamladım, hangi güzelliklerle tanıştım listeliyorum. 

       Ben şenlikteki ilk ayımı çok güzel kitaplarla geçirdim. Ve işte listem;

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara. ( Sabahattin Ali~ İçimizdeki Şeytan 254 sayfa/YKY)

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.(Dora Gabe~ Ufacıktım 107 sayfa/ Can Yayınları)

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara. ( Richard Wright~Kara Çocuk 293 sayfa/Can Yayınları) 

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.(Burçak Çerezcioğlu ~ Mavi Saçlı Kız 283 sayfa/ YKY) 

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara. Dan Brown~ Cehennem 574 sayfa/ Altın Yayınları)

        Ve etkinlikte 5 kitabı geride bırakarak toplamda 65 puan topladım:)

        Etkinliğe katılan kitap dostlarım, sizin için ilk ay nasıl geçti? 

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Linda Howard ~ Sweeney


        Bir alışveriş merkezinde yaptığımız gıda alışverişi sırasında Linda Howard'ı indirimli kitaplar reyonunda görünce senelerdir okumuyorum Linda'yı diyerek almıştım. Karakterlerine enteresan özel güçler veren Linda Howard'ın kitaplarını genelde seviyorum. Kafa dağıtan, sürükleyici bir üsluba sahip. Bir solukta okunan Sweeney'i, Hep Senin Yanındayım kitabına benzettiysem de okunabilir olduğunu söylebilirim. Genel anlamda Linda Howard'ın yarattığı erkek karakterler "Her eve lazım" statüsünde olup, aynı zamanda "İdeal Sevgili" statüsüne de sahiplerdir ki bu kitabımızın karakteri Richard için de aynı şeyi söylemek şart. 

        Kendi güzelliğinin farkında olmayan, kendini dünyadan soyutlamış bir ressamdır Sweeney ya da nam-ı diğer Sweetie.

8 Ağustos 2013 Perşembe

Neil Gaiman ~ Mezarlık Kitabı

       Yazar Ayları Ağustos yazarımızın Neil Gaiman olduğundan bahsetmiştim ( Etkinliğe katılabilmek ve katılımcıların okudukları kitapları görebilmek için buraya tıklamanız yeterli). Ben Neil Gaiman'ın kalemiyle daha önce tanışmamıştım ki sanırım bu kitabıyla müptelası olacağım. 

       Bu kitap Neil Gaiman'dan okuduğum ilk kitap olması dışında bir ilk olma özelliği de taşıyor benim için. Şuan bulunduğum yerde (Kumluca) sadece 1 kitapçı mevcut. Küçük bir yer olmasına rağmen şaşırtıcı derecede zengin bir stoğa sahip. Ne yazık ki bir tek Neil Gaiman'ın kitaplarını bulamadım orada. İnternetten de bir kitap için sipariş vermek istemediğimden ilk kez e-kitap okumayı denedim ( şuursuz bir anda, monoton hayata renk getirme telaşesiydi sanırım). Ve gördüm ki bana göre değilmiş. Kitapların o güzelim kokusunu nasıl özletti saçma bir ekrandan okumak. Bu kitabı çok sevmemi

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Burçak Çerezcioğlu ~ Mavi Saçlı Kız

      Yaklaşık 12-13 yaşlarındayken okumuştum Mavi Saçlı Kız'ı ve çok etkilenmiştim. Ağlatmıştı beni, bir dostu kaybettiğimi hissetmiştim. Aradan 2-3 sene geçtiğinde hiç kitaplarını ödünç veremeyen ben, kalktım bu kitabı arkadaşıma önerdim ve ödünç verdim. Verdim ama geri de alamadım arkadaşım apar topar taşınınca. Üniversiteye başladığımda kitapçıları gezerken bu kitap aklıma geldi, nereden geldiyse. Kitaplığımda bulunmalı diyerek her yere sordurdum. Gün sonunda elimde kitabım, yüzümde tebessüm okulun yurduna dönüyordum. Tabii hemen aldım okudum ama sanırım doyamamışım. Okuma Şenliği etkinliğinde bu kitabı da bir yerlere sıkıştırmak istedim ve başladım okumaya. Ne okuyorum postumda detaylı anlatmıştım neden bu kitabı okuduğumu, o yüzden geçiyorum kitabın kendisine ve

4 Ağustos 2013 Pazar

Mutluluk Paketi Etkinliği

         Bloglarda ve sosyal ağlarda kitapkardeşliği, hediyeleşme etkinliği gibi bir çok etkinlik var aslında. Ama daha kalıcı bir şeyler yapmak istiyorum. İpek Ongun'un Mektup Arkadaşları kitabını okuduğumda ilkokula yeni başlamıştım ve hep bir mektup arkadaşım olsun isterdim. . 

         Hem birbirini bloglardan bilen ama bir türlü tam anlamıyla tanımayan insanların dostluk kurmasını sağlamak, hem de güne sürpriz paketlerle başlama keyfini yaşamamız için bir etkinlik düzenlemek istiyorum. 

         Paketler tabii ki sevdiğimiz şeylerden oluşmalı. Mesela yeni bir dosttan güzel bir mektup (içine belki geleceğin yazarlarından kısa hikayeler, geleceğin şairlerinden mısralar, geleceğin ressamlarından ufak çizimler olabilir), en iyi dostlarımız kitaplarımızdan bir tane ( bir kitabı bitirdiğinde keyfini devam ettirmenin yolu onu sevdiklerinle paylaşmaktır diye düşünüyorum), belki kitabın yanına ufak hediyelerimiz ( bu konuda hayal gücünüzün oldukça geniş olduğunu biliyorum) eklenebilir. Fikri geliştirmek, birbirimizi daha iyi tanımak, uzun vadeye yayılacak, düzenli bir etkinlik oluşturmak istiyorum. 

        Eşleştirmeleri kurayla belirleyebilir ya da isterseniz siz kimle eşleşmek istiyorsanız seçebilirsiniz. Hediyelerin sahiplerine ulaştığından emin olmak ve yeni başlayan etkinliği kontrol altında tutmak adına etkinliğin blogu olan 20 kişi arasında yapılmasını düşündüm ama talebe göre düzenleme yapabiliriz. Katılmak isterseniz yorum bırakmanız yeterli. Etkinliği desteklemek için fikirlerinizi de paylaşırsanız sevinirim. 

Not: Etkinliğe son katılım 18 Ağustos, hediyelerin kargolanması da takip eden haftanın sonuna kadardır ( 25 Ağustos). Katılmak isteyenler yorumlarınıza  mail ve blog adreslerinizi de ekleyin lütfen.

Sevgiler..

Lost in Austen ( Mini Dizi)

        Sevgili FirariRuhumunSeyirDefteri sayesinde tanıştığım muhteşem bir diziyi tanıtmak istiyorum size. Buradan kendisinin mini dizi hakkındaki yorumunu da okuyabilirsiniz.


       Jane Austen'ın kitaplarının dizi-film uyarlamalarına bayılıyorum. Buna farklı bir bakış açısıyla yaklaşan Lost in Austen'ı da peşpeşe izledim. 4 bölümden oluşan mini-dizimiz Aşk ve Gurur'u senelerdir bıkmadan usanmadan tekrar tekrar

Haziran ve Temmuz'da Bitirdiklerim

       Malum sebeplerden okuma oranım düşünce Haziran'da okuduğum  kitapları Temmuz'da okuduklarımla birleştirip bir Bitirdiklerim postu hazırlamak istedim. Yine güzel kitaplarla ve yazarlarla tanıştım. İşte Haziran ve Temmuz'da benim okuduklarım;
  • Franz Kafka ~ Dönüşüm ( Kafka hakkında biraz araştırma yapıp, sonrasında okunması gerektiğine inandığım kitap)
  • Agatha Christie ~ On Küçük Zenci (  Yıllardır okumak isteyip de bir türlü fırsat bulamadığım,Yazar Ayları sayesinde tanıştığım, tanışınca da "neden bu kadar geç kaldım" diye hayıflandığım kitap)
  • Dan Brown ~ Cehennem ( Dan Brown için vasat denebilecek, türünde yine de başarılı bir kitap)

     Benim Haziran ve Temmuz ayım böyle güzel kitaplarla geçti. Peki ya sizinki?

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Ne Okuyorum?

     Çocukluğumda okuduğum, beni ağlatmayı başarabilen ender kitaplardan birini tekrar okuyorum şuan. Okuma Şenliği etkinliğinin "Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara" kategorisi için seçtiğim bu kitabı çok farklı bir sebeple okumak istedim aslında 

     Şu sıralar Üniversite bitiren ve sudan çıkmış balığa dönen, geçici işsizlerden biri olarak ruh halim oldukça karışık. Her saniye bir şeylere karar verip, umutsuzlukla vazgeçme halindeyim ve bazen farkında olmadan isyankarlaşıyorum. Niye ve neden sorularıyla psikolojimi kendi kendime bozduğumu fark ediyorum. Tabii düşünmeden durmak, kısa süreli "sıkma canını" tesellileri pek de fayda etmiyor. "Kendinizin doktoru olun" sözüne güvenip, çivi çivi söker diyerek, aslında hayatta daha ağır şeyler olduğunu kendime hatırlatmak amacıyla okumaya başladım bu kitabı. "İyi geliyor mu?" derseniz, çocukluk arkadaşım (kitap dostum) Burçak'ı özlüyorum. Ama sebebime derman oluyor.

      Kitap hakkındaki yorumum kısa bir zaman içerisinde geleceği için sadece Lösemi'den 16 yaşında hayatını yitirmiş Burçak'ın günlüklerinden oluştuğunu belirtmekle yetinip, Burçak'ın babasının sözleriyle bitiriyorum postumu. 

"Sabahları

  Hasta uyanmanı istiyorum

  Hastaysan eğer

  Yaşıyorsun demektir."