23 Haziran 2013 Pazar

Mayıs'ta Bitirdiklerim

     Merhabalar,
     Haziran'ın sonuna geldik ama Mayıs'ta okuduklarımın listesini biraz geç olsa da yapmak istedim. Yine birbirinden güzel kitaplar okudum. Her ay Ahmet Ümit'ten, Jane Austen'dan ve Sabahattin Ali'den birer kitap okumaya çalışıyorum. Vasconcelos'un kitaplarını bildiğiniz gibi Yazar Ayları etkinliği kapsamında okumuştum. İşte okuduğum kitapların listesi;
Peki sizler Mayıs'ta hangi güzelliklerle tanıştınız?

Yasaklı Kitapları Okuyoruz

     Sevgili Kitapmaceraları'nın başlattığı bu güzel etkinliği öğrenir öğrenmez katılmak istedim. Türkiye'de ve/veya Dünya'da yasaklanmış kitapların okunduğu bu güzel etkinliğe katılmak isterseniz buraya tıklayabilir, diğer yasaklı kitapları da öğrenebilirsiniz.

      Yasaklı kitaplar yirmi üç bini geçiyormuş. Bu konuda ne kadar cahil kaldığımı gördüm araştırınca. İçlerinde daha çocukken okuduğum bir çok kitap var. Nasıl bir mantıkla yasaklandıkları konusunda da en ufak bir fikrim yok. Bu kitapların bazılarının listesini yaptım. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz wikipedia'daki ilgili sayfaya buradan ulaşabilirsiniz. 

     İşte yasaklanan kitaplardan bazıları;

21 Haziran 2013 Cuma

Google Reader'a Veda Ederken


     Bloglovin'e geçiş yapacağımızı bütün bloggerlar duyuruyor malum. İzlediğimiz blogları kaybetmemek için her birini tek tek eklemeye gerek olmadığını alışverişdellysi çok güzel bir şekilde anlatmış. Tek seferde Google Reader'da takip ettiğiniz blogları Bloglovin'de de takip etmek için buradan alışverişdellysi'nin yazısına ulaşabilirsiniz. 

Sevgiler..

Çapulcular Yaz Okulu Kurmaya Gidiyor

      Söz konusu eğitim olunca sanırım bir çoğumuz için akan sular durur. Okumuşİnsan'ın 5 senedir düzenlediği bu  güzel etkinlikten ne yazık ki benim haberim olmamıştı.

      Güzel çocuklar için gönüllü ders verebilir, onların kırtasiye ihtiyaçlarını karşılayabilirsiniz. Ben hemen ders vermek için başvurdum.Yaz aylarını güzel bir amaçla doldurmak isterseniz, ayrıntılı bilgi almak ve başvurmak için okumuşinsan'ın sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Not: Resimdeki numaraya ulaşmak ne yazık ki pek mümkün olmuyor. Gönüllü olmak isteyen arkadaşların form doldurmasını tavsiye ederim. Taze taze başvurduğum için süreç konusunda sizi aydınlatamıyorum henüz ne yazık ki. Sevgiler..

20 Haziran 2013 Perşembe

Franz Kafka ~ Dönüşüm

      Öncelikle Dönüşüm'ü bir öykü gibi okumamak gerektiğini belirtmeliyim. Basit bir öyküden ziyade toplum düzenine ve aile trajedisine göndermeler yapan metaforlara sahip bir kitap çünkü. Düzene yani dünyada işleyen sisteme karşı çıkan bir adamın yabancılaşmasını konu alıyor Dönüşüm. Dönüşüm'de yabancılaşma olarak kullanılan şeyin böcek olması, biraz da içinde bulunduğu kaostan kaynaklanıyormuş gibi geldi bana. Böceğin sırt üstü yattığında tekrar ayakları üzerine dikilmesi nasıl zorsa ( ki sayfalarca bunun mücadelesini veriyor Gregory), Gregory'de Kafka'nın anlatmak istediği de böyle bir kaosun içine sıkışmış olduğu ki bunda babasıyla olan

19 Haziran 2013 Çarşamba

Yazamadığım Romanın Öyküsü ~ Yiğit Okur

     Can Yayınları'nın 5TL kampanyasını bilmeyen yoktur sanırım. Bu kampanyadan annemle birlikte bir çok kitap aldım. Aldığım kitaplardan biri de Yazamadığım Romanın Öyküsü. Ben Yiğit Okur'u tanımıyordum ne yazık ki. Avukat olan Yiğit Okur kendini "yazarlık benim alt kimliğim" diyerek tanımlıyor kitabında. Trajikomik bir konuya esprili bir kalemle girişmiş Yiğit Okur. Öyküleştirdiği olaysa başlı başına Nasrettin Hoca fıkralarını aratmıyor. 

      Kitabın arka kapağını okuyunca ağır bir konuya sahip olduğunu düşünmüştüm; siyaset, terör vb gibi..Alma sebebim de bu oldu zaten. Böyle bir konuya sahip olacağı aklımın ucundan geçmemişti doğrusu. Gece kitabı elime aldım ve nasıl başladığını anlamadan bitiriverdim. 

Ahmet Ümit ~Kavim

     Ahmet Ümit'in bende yeri apayrı. Polisiye türünde çok fazla kitap okumuyorum. Daha çok kişi tarihi, ulus tarihi üzerine romanları ve klasikleri okumayı seviyorum. Ama polisiye türünde de bazı yazarlar var ki her çıkardığı kitabı "Mutlaka okumalıyım" diyerek alıyorum. Bu yazarlardan biri de Ahmet Ümit. Bence Türkiye'de türünde ustalaşmış ve tahtından indirilemeyecek bir yazar Ahmet Ümit.

      Ahmet Ümit'in diliyle ilgili bir kaç cümle kurup kitabı anlatmaya geçmek istiyorum. Kitaplarını okurken; yazarla balkonda oturmuş mezelerimizi yiyip, Müzeyyen Senar dinliyormuşuz gibi hissediyorum. Eski bir dosttan hikayesini dinler gibi okuyorum yazdıklarını. İçimizden biri gibi hissettirmesi beni kitaplarına bağımlı hale getiren sebep sanırım.

      Gelelim bu güzel kitaba..

14 Haziran 2013 Cuma

Oscar Wilde ~ Dorian Gray'in Portresi

     Bu kitap 20 gündür elimde, nedeni malum. Okuyamadım aklımı veremediğim için. Ama bugün "Artık bitirmem lazım" dedim, bitirdim. İyi ki de öyle yapmışım. Oscar Wilde'ı Mutlu Prens'le tanıyorum ben. Tek romanı olan bu kitabı alma sebebim de Mutlu Prens'teki üslubuydu. Yazarın yalın, akıcı bir dili var. Kitapta sanat, ilişkiler, arkadaşlık, kadın, erkek, iyilik, günah, evlilik, akıl, güzellik ve daha bir çok kavram tartışılmış. Altını çizmeyi seven biri değilim ama çizseydim sanırım kitabın neredeyse her satırı çizilmiş olurdu. Muhteşem bir kurguya ve filmlere yaraşır bir finale sahip kitap.

      Kitabın konusuna gelirsek; Dorian gençliğinin baharında, bakana tekrar baktıran, muazzam bir güzelliğe sahip, saflığın sembolü yapılabilecek bir erkektir. Ressam Basil'e poz vermesiyle beraber

9 Haziran 2013 Pazar

Bu Direniş İçin Benim De Sözüm Var!

     Şu sıralar kitap okumuyorum. Bu tabii ki "Ülke bu haldeyken kitap yorumlarına ara vermeliyim" gibi bir düşünce içinde olduğum için değil. Okumanın özgürleştirdiğine inanan bir insan olarak bu özgürlük eylemlerine okuyarak, daha çok okuyarak destek vermeyi can-ı gönülden isterdim lakin aklım sadece eylemlerde. Twitter kullanmayan, Facebook'a ayda bir giren bir insanken şimdi 5 dakikada bir kontrol eder oldum bu siteleri. Halk Tv, Ulusal Kanal izleyip, Doğrudaş gazeteleri okumaktan günün nasıl bittiğini fark edemiyorum.

1 Haziran 2013 Cumartesi

Bayram Gibi Direniş

     Bugün Kadıköy'den Taksim'e kardeşlerimizi desteklemeye gittik. Kadıköy sanki bir bayram yeriydi. Vapura bindik türkülerle, sloganlarla. Kıyıdakiler uğurladı bizi.  Yanımızdan geçen vapurdakilerle birbirimize el salladık, duymadığımız halde alkışlarla sloganlarını destekledik, desteklendik. Bizi bize düşman etmeye çalışanlara en güzel cevabı 7'den 70'e hep beraber verdik.


      Hükümetin geri adım atmayı düşünmediği konuşmalarından o kadar bariz anlaşılıyor ki.. Ama herkesin de söylediği gibi biz Mustafa Kemal'in askerleriyiz. Bu ne bir siyasi görüş ne de ideoloji meselesi. Bu milletin sivil direnişi.  Koyun olmadığını gösterişi.. 


     Bugün yürüyüşler sırasında bir çok turist neden böyle bir direnişe girdiğimizi sordular. Anlattık,  destek oldular.  Ne acı ki yabancı bir insanın içtenlikle kabullendiği bu durumu kendi insanlarımızın bazılarına anlatamıyoruz.
Şimdi de Ankara karıştı.  Dualarımız onlarla..Militan gibi gösterilmeye çalışılan halka destek için, kör olan, hayatını yitiren o güzel gençler için sesimizi çıkarmanın tam zamani. Farkındalık her şeyi değiştirebilir.  Bu vatan bizim. Söyleyecek bir şeyimiz olmalı bloggerlar. 


Diriliyoruz!!

     Gecenin dört buçuğu. Etraf tencere sesleri ve haykırışlarla dolu. Uyumuyoruz. Çünkü biliyoruz ki uyursak, bu defa da kendi içimize dönersek, sesimizi duyurmazsak çok geç kalmış olacağız. İçim öyle kıpır kıpır ki, yüreğim doldu taşıyor. Bu milleti böyle kenetlenmiş, ayrımcılıktan uzak görmenin gururu, damarlarımda akan kanı hissettiriyor bana. Durmayacağız. Bir can taşıyoruz sadece ve ne mutlu bu uğurda bu canı seve seve verebilecek vatan sevgisine sahip bizlere. Dinin, dilin, ırkın, siyasi görüşlerin ne kadar boş olduğunu gösteren o kol kola girmiş insanlara ne mutlu.  Gurur duyuyorum her biriyle, nefes almaktan daha fazlasını yapan insanlar olduğunu gördükçe. Gece yataklarına yatıp uyuyamayan , vicdanı sızlayan , içi içine sığmayan sizlerle. Gecenin bir yarısı ellerinde tencerelerle evlatlarını destekleyen analarımız oldukça BENİM UMUDUM VAR!